Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Zeynel Emre Merkez Yönetim Kurulu (MYK) gündemine ilişkin basın toplantısında yargı, eğitim, ekonomi ve tarım başlıklarında açıklamalarda bulundu.

Emre, son dönemde İçişleri ve Adalet bakanlıklarında yapılan değişiklikleri hatırlatarak, CHP’li aktörler ve belediyelere yönelik yürütülen süreçlerin “hukuki değil siyasi” olduğunu ileri sürdü. Adalet Bakanı’nın devam eden davalar hakkında kamuoyu önünde ayrıntılı yorumlar yapmasını eleştiren Emre, bu durumun hukuk devleti ilkesini ve adil yargılanma hakkını zedelediğini savundu.

Cumhurbaşkanı uyardı :Güç zehirlenmesine izin yok
Cumhurbaşkanı uyardı :Güç zehirlenmesine izin yok
İçeriği Görüntüle

“Adalet Bakanı dosya anlatıyor, HSK başkanı olarak yargıyı etkiliyor” iddiası

Emre Adalet Bakanı’nın dosya içeriği, deliller, etkin pişmanlık beyanları, HTS kayıtları ve MASAK raporları üzerinden yaptığı değerlendirmelerin “mahkemelerden nesnel karar çıkmasını zorlaştıracağını” öne sürdü. Adalet Bakanı’nın Hâkim ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatına dikkat çeken Emre, bu nedenle devam eden yargılamalara dair bu kadar rahat açıklama yapılmasını “çok talihsiz” bulduklarını söyledi.

Emre “Hangi MASAK raporu?” diyerek belediye başkanları hakkında MASAK raporlarıyla tespit edilmiş bir usulsüzlük bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarına ilişkin örnek veren Emre, “Taksim gibi bir yerde iki kişinin aynı baz istasyonundan baz vermesi delil olarak giriyorsa burada HTS kaydına dayalı delilden söz edilemez” dedi. Emre “Tape kaydı var mı, fiziki takip var mı, görgüye dayalı tanık ifadesi var mı?” sorularını yönelterek, iddiaların “zorla itirafçı adı altında iftiracı yapılanların beyanlarıyla” kurulduğunu ileri sürdü.

Emre ayrıca, avukat görüşlerine sınırlama getirilmesi tartışmasına değinerek “Madem delillerinize bu kadar inanıyorsunuz; içeridekilerin sözlerinin, yazılarının yayılmasından neden endişe ediyorsunuz?” ifadesini kullandı. Cezaevlerindeki güvenlik zaafına ilişkin de “Bir suç örgütü mensubu cep telefonuyla içeri nasıl giriyor?” sorusunu yöneltti.

Diploma tartışması, Boğaziçi ziyareti, Mansur Yavaş ve tarım-ekonomi mesajları

Emre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin iptal davasını “siyasi” olarak nitelendirdi. İmamoğlu’nun diplomasının hukuka uygun olduğunu savunan Emre, “Ne zaman ki cumhurbaşkanı adayı olduğunu ilan etti, ondan sonra diploma iptali için yoğun çalışma başladı” dedi. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın özgeçmişine ilişkin iddiaları da gündeme getirerek, “Ortada sahtecilik varsa kendi içinize bakın” ifadesini kullandı ve konunun takipçisi olacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi ziyaretinde alınan güvenlik önlemlerini eleştiren Emre, kampüste derslerin çevrim içi yapılması ve öğrencilerin protesto sırasında gözaltına alınmasına ilişkin “Bu korku niye?” değerlendirmesinde bulundu. CHP’nin hedefinin üniversiteleri “özgürce fikir ve bilimsel bilginin üretildiği yerlere” dönüştürmek olduğunu söyleyen Emre, dünya sıralamalarında Türkiye’nin geride kaldığını savundu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında “ihaleye fesat” iddiasıyla gündeme gelen soruşturma haberine de değinen Emre, Yavaş’ın “şeffaf belediyecilik” uygulamalarını hatırlatarak bu süreci “CHP’ye yönelik haksız soruşturma zincirinin parçası” olarak gördüklerini ifade etti.

Emre tarımda çiftçinin borç yükünün arttığını, girdilerin büyük bölümünün ithal olduğunu ve üretimin planlı yapılmadığını savunarak CHP’nin çözüm yaklaşımının “katılımcı, veri temelli, etki analizine dayalı planlama” olduğunu belirtti. Ramazan öncesi maliyetlere de değinen Emre, emekli maaşının alım gücü ve pide fiyatları üzerinden ekonomik tabloya dikkat çekti.