Türkiye, asrın felaketi olarak kayıtlara geçen 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına yaklaşırken, deprem gerçeği yeniden gündemin merkezine yerleşti. Yer bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın yaptığı kapsamlı değerlendirme, geçmişten bugüne yaşanan büyük yıkımları hatırlatırken, geleceğe dair kaygıları da yeniden alevlendirdi.

BİR ASRI AŞAN DEPREM KAYITLARI

Prof. Dr. Ercan’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, son yüzyılda on binlerce can kaybına yol açan depremler yaşadı.
1912 Mürefte, 1939 Erzincan, 1953 Yenice-Gönen, 1966 Varto, 1999 Gölcük ve Düzce, 2011 Van, 2020 Sisam ve 2023 Kahramanmaraş depremleri; ülkenin sismik hafızasında derin izler bıraktı. Özellikle 1939 Erzincan ve 2023 Kahramanmaraş depremleri, can kaybı açısından tarihin en ağır felaketleri arasında yer aldı.

“UNUTMADIK AMA UNUTTURMADIK DEMEK YETMİYOR”

Ercan, “Unutmadık, unutturmayacağız” söyleminin artık somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Depremlerin yalnızca doğal bir olay olmadığını belirten Ercan, asıl yıkımın plansız kentleşme, zayıf yapı stoğu ve denetimsizlikten kaynaklandığına dikkat çekti.

TBMM’de trafik cezalarında sert dönem: Ehliyetlere el koyma süreleri uzatıldı
TBMM’de trafik cezalarında sert dönem: Ehliyetlere el koyma süreleri uzatıldı
İçeriği Görüntüle

2033’E KADAR YENİ YIKIMLAR KAPIDA

Uzman değerlendirmeye göre Türkiye’yi önümüzdeki 8 yıl içinde en az iki ya da üç büyük ve yıkıcı deprem bekliyor. Bu uyarı, riskli bölgelerde yaşayan milyonlarca vatandaş için “hazır mıyız?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

SORULAR HÂLÂ CEVAPSIZ

Prof. Dr. Ercan’ın kamuoyuna yönelttiği sorular ise tabloyu özetler nitelikte:

  • Depremlerden gerçekten ders çıkarıldı mı?
  • Tüm yurttaşlar sağlam ve güvenli yapılarda mı yaşıyor?
  • Yeni binalar gerçekten yıkılmayacak mı?
  • Bir sonraki depremde yine aynı acılar yaşanacak mı?