DSM-5 kriterlerine göre yürütülen ulusal çalışmada, katılımcıların %89,7’sinin yaşam boyu en az bir travmatik olaya tanık olduğu veya maruz kaldığı belirlendi. Kadınlarda cinsel şiddet ve aile içi şiddet, erkeklerde ise kaza ve fiziksel saldırı türlerinin öne çıktığı bildirildi.
BİRDEN FAZLA OLAY YAŞAYANLAR AZ DEĞİL
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise çoklu travma maruziyetinin sıradan oluşu. Katılımcıların önemli bir kısmı birden fazla travma türü bildirdi. 8 ile 10 farklı travma türüne maruz kalan grupta oranların %30–40 bandına çıktığı görüldü.
TSSB ORANLARI BEKLENENDEN DÜŞÜK
Travma sıklığının yüksek olmasına karşın, TSSB oranlarının görece düşük kaldığı açıklandı. Çalışmaya göre:
- Ömür boyu TSSB: %8,3
- Son 12 ay: %4,7
- Son 6 ay: %3,8
Araştırmacılar, semptom şiddetinin travma sayısı arttıkça yükseldiğini ancak klinik bozukluğun nüfusun sınırlı bir bölümünde ortaya çıktığını vurguladı.
UZMANLAR “DAYANIKLILIK”A İŞARET EDİYOR
Psikiyatristler, travmaya maruz kalan bireylerin büyük bölümünde kısa süreli stres tepkilerinin görüldüğünü, bunların çoğunun tedavi gerektirmeden düzeldiğini belirtiyor. Bu tablo, klinik literatürde “dayanıklılık (resilience)” kavramıyla açıklanıyor.




