Türkiye’nin savunma sanayisinde geliştirdiği MURAD AESA (Aktif Elektronik Taramalı Dizi) radarı, sadece bir sensör sistemi değil; aynı zamanda yeni nesil hava harp konseptinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

ASELSAN tarafından geliştirilen radarın F-16 ÖZGÜR modernizasyonu, AKINCI, KIZILELMA ve ilerleyen süreçte ANKA-3 ve KAAN gibi platformlarda kullanılmasının planlanması, Türkiye’nin hava gücünde ağ merkezli savaş doktrinine geçişin hızlandığını gösteriyor.

ANKA-3 MURAD RADARIYLA NASIL DEĞİŞECEK?

TUSAŞ tarafından geliştirilen ANKA-3, düşük görünürlüklü tasarımı ve jet motorlu yapısıyla Türkiye’nin yeni nesil insansız savaş uçağı olarak öne çıkıyor.

ANKA-3’ün özellikleri arasında:

· düşük radar görünürlüğü

· iç silah istasyonları

· yüksek irtifa uçuş kapasitesi

· otonom görev kabiliyeti

yer alıyor.

Ancak MURAD AESA radarının platforma entegrasyonu, ANKA-3’ün görev profilini daha da ileri taşıyabilir.

Bu radar sayesinde ANKA-3:

· aynı anda birden fazla hedefi takip edebilecek

· hava-hava ve hava-yer görevlerini daha etkin gerçekleştirebilecek

· elektronik harp ortamında daha dayanıklı olacak

Türk savunma sanayii NATO sahasında: BORAN performansıyla öne çıktı
Türk savunma sanayii NATO sahasında: BORAN performansıyla öne çıktı
İçeriği Görüntüle

· uzun menzilden hedef tespiti yapabilecek

Uzmanlara göre bu gelişme, insansız platformları sadece mühimmat taşıyan sistemler olmaktan çıkarıp daha bağımsız karar verebilen savaş unsurlarına dönüştürme potansiyeli taşıyor.

KIZILELMA VE AKILLI FİLO OTONOMİSİ

Türkiye’nin insansız savaş uçağı projelerinden biri olan Bayraktar KIZILELMA, son testlerde dikkat çeken bir kabiliyeti sahada göstermişti: akıllı filo otonomisi.

Bu teknoloji sayesinde birden fazla insansız platform:

· birlikte kol uçuşu yapabiliyor

· görev paylaşımı gerçekleştirebiliyor

· hedef bilgilerini birbirleriyle paylaşabiliyor.

KIZILELMA’nın radar destekli angajman testleri ve hava-hava görev konsepti, Türkiye’nin insansız savaş uçaklarını hava üstünlüğü görevlerine hazırladığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

KAAN NEDEN BU SİSTEMİN MERKEZİNDE?

Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı projesi KAAN, yalnızca bir savaş uçağı olarak değil, aynı zamanda ağ merkezli hava savaşının komuta unsuru olarak tasarlanıyor.

KAAN’ın sistem mimarisinde:

· çoklu sensör füzyonu

· yapay zekâ destekli görev yönetimi

· güvenli veri paylaşım ağı

· insanlı-insansız ekip çalışması

gibi kabiliyetler bulunuyor.

Bu sayede KAAN’ın gelecekte:

· insansız savaş uçaklarını yöneten

· görev dağılımı yapan

· hava sahasındaki tüm sensörleri tek merkezde birleştiren

bir uçan komuta kontrol platformu gibi görev yapabileceği değerlendiriliyor.

TÜRKİYE GÖKYÜZÜNDE “YAPAY ZEKA AĞI” MI KURUYOR?

Savunma uzmanlarına göre Türkiye’nin geliştirdiği yeni konsept, tek bir platformdan çok birbirine bağlı hava sistemleri ağı oluşturmayı hedefliyor.

Bu yapı içinde:

· KAAN komuta ve sensör merkezi rolünde

· KIZILELMA ileri vurucu unsur olarak

· ANKA-3 düşük görünürlüklü saldırı platformu olarak

· diğer İHA’lar ise destek unsurları olarak görev yapabilecek.

Bu tür bir yapı, modern hava savaşında giderek daha önemli hale gelen “insanlı-insansız takım çalışması” konseptinin Türkiye’de de uygulanmaya başladığını gösteriyor.

2026 SONRASI TÜRK HAVA GÜCÜ NASIL DEĞİŞEBİLİR?

Savunma analistlerine göre 2026 ve sonrası için en kritik gelişme, Türkiye’nin ayrı platformlar üretmekten ziyade ortak bir dijital savaş ağı kurmaya yaklaşması.

MURAD AESA radarının yaygınlaşması, insansız savaş uçaklarının geliştirilmesi ve KAAN projesinin ilerlemesiyle birlikte Türk hava gücü:

· daha erken hedef tespiti

· daha hızlı karar alma

· daha koordineli operasyon

· daha geniş menzil

gibi avantajlar elde edebilir.Uzmanlar, bu dönüşümün Türkiye’yi ağ merkezli hava harp mimarisini kuran sınırlı sayıdaki ülkelerden biri haline getirebileceğini değerlendiriyor.

Kaynak: ASELSAN