Özel Haber / Berfin Türegün

Özel okullarda 2026-2027 eğitim öğretim yılı için açıklanan yıllık ücretler velilerde endişe yarattı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) başlangıç sınıfları için belirlediği maksimum yüzde 43,92 ve ara sınıflar için yüzde 30,74’lük zam tavanına rağmen birçok okulda eğitim ücretleri 1 milyon TL’yi aştı. Özellikle ilkokul 1. sınıf ve lise 1. gibi kademe başlangıçlarında fiyatların bu seviyelere çıkması, MEB’in sınırlama düzenlemesinin kağıt üzerinde kaldığını gözler önüne serdi. Türk Havadis’e konuşan TÖB-SEN Genel Eğitim Sekreteri Serkan Bebek, bu tabloyu değerlendirerek sınırlamanın veliyi yeterince korumadığını vurguladı ve “Sorun sadece zam oranı değil; eğitimin giderek bir hak olmaktan çıkıp tamamen ticari bir meta haline getirilmesidir” dedi.

LGS başvuru süresi uzatıldı mı? 2026 son tarih açıklandı
LGS başvuru süresi uzatıldı mı? 2026 son tarih açıklandı
İçeriği Görüntüle

Töb Sen Eğitim Genel Sekreteri Serkan Bebek

“Zam sınırlaması görünürde, gerçekte yetersiz”

TÖB-SEN Genel Eğitim Sekreteri Serkan Bebek, MEB’in açıkladığı zam sınırlamasının ilk bakışta veliyi korur gibi göründüğünü ancak gerçekte durumun farklı olduğuna değinerek, “Özel okullara getirilen zam sınırlaması ilk bakışta veliyi koruyan bir düzenleme gibi sunuluyor. ‘yüzde 30,74’ü geçemez’, ‘yüzde 43,92 üst sınır’ gibi ifadelerle kulağa hoş geliyor. Ancak gerçekte öyle değil. Sorun sadece yüzdelik zam oranı değil; eğitimin giderek bir hak olmaktan çıkıp tamamen ticari bir ürüne dönüşmesidir.” dedi.

Özel Okullara Zam

Dolaylı zamlarla maliyet artıyor

Bebek, okulların tavan zam oranlarını aşmadan da velilerden daha fazla para topladığını belirterek şöyle konuştu:

“Okullar, belirlenen tavan oranlarını aşmadan kitap, kırtasiye, yemek, servis, etkinlik gibi kalemler üzerinden velinin cebine dolaylı yoldan uzanmaya devam ediyor. Kağıt üzerinde sınırlanan zam, pratikte farklı başlıklar altında yeniden üretiliyor. Özellikle anaokulu, 1., 5. ve 9. sınıflara uygulanan daha yüksek zam oranları sistemin en kırılgan noktasını oluşturuyor. Çünkü veliler için okul değiştirme veya sisteme ilk giriş anı, en mecbur kaldıkları dönemdir. Bu da ‘yasal sınır’ adı altında fırsata çevriliyor.”

Dolaylı yollarla zam yapılıyor

Serkan Bebek, okulların uyguladığı dolaylı zam yöntemlerini şu şekilde sıraladı:

“Pratikte okullar şu yöntemlerle toplam maliyeti artırıyor: Kitap ve kırtasiye ücretlerini ayrı ve yüksek belirlemek, yemek, servis, etüt gibi kalemleri ‘zorunlu’ hale getirmek, kademe başlangıçlarında daha yüksek fiyat uygulamak. Böylece resmi eğitim ücreti zam sınırını aşmıyor gibi görünürken, velinin ödediği toplam para ciddi şekilde artıyor.”

“Sorun sistemsel, çözüm mücadelede”

Bebek, sorunun bireysel çözümlerle aşılamayacağını, sistemsel bir mücadele gerektiğini ifade ederek, “Eğitim gibi temel bir hak söz konusu olduğunda, mesele yalnızca oran belirlemek değildir. Şeffaflık sağlanmadan, yan giderler denetlenmeden ve okulların ticari faaliyetleri kontrol altına alınmadan bu tür sınırlamalar yalnızca bir algı yönetiminden öteye geçemez. Veliler bugün zam oranlarını değil, toplam maliyetin neden bu kadar arttığını sorguluyor. Bu da güven sorununu derinleştiriyor. Bu sorun bireysel değil, sistemseldir. Velilerin tek tek okul değiştirmesi veya bireysel çözüm araması yetmez. Eğitim giderek kâr odaklı bir piyasa alanına dönüştürülmektedir. Veliler, eğitim emekçileri ve tüm toplum kesimleri; eşit, bilimsel, laik ve kamusal, parasız eğitim talebi etrafında örgütlü bir mücadele yürütmelidir.” şeklinde konuştu.

“Öğretmen emeği değersizleştiriliyor”

Serkan Bebek, özel okullardaki bir başka önemli soruna da dikkat çekerek, “Ayrıca özel okullarda öğretmen emeği giderek değersizleştiriliyor. Velilerden alınan yüksek ücretlere rağmen öğretmenler düşük ücretlerle, güvencesiz sözleşmelerle ve artan iş yüküyle çalıştırılıyor. Eğitim kurumu değil, ticari işletme mantığı hakim olduğu için öğretmen ‘maliyet kalemi’ olarak görülüyor. Bu sistemde öğretmen emeğinin değersizleştirilmesine son verilmeli, sendikal haklara yönelik baskılar kaldırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Fırsat eşitsizliği derinleşiyor”

Bebek, özel okullardaki bu tablonun eğitimde fırsat eşitsizliğini nasıl derinleştirdiğini şu sözlerle özetledi:

“Sonuç olarak, özel okullar giderek sadece zengin ailelerin çocuklarının erişebildiği ayrıcalıklı kurumlara dönüşüyor. Devlet okulları ile özel okullar arasındaki fark açılıyor, eğitimde fırsat eşitsizliği derinleşiyor. Eğitim bir piyasa ürünü olarak kaldığı sürece bu tartışmalar bitmeyecek. Çözüm, eğitimin kamusal bir hak olarak güçlendirilmesi ve nitelikli, ücretsiz eğitime herkesin eşit erişiminin sağlanmasıdır.”