İzmir’de eski Tuzakoğlu Un Fabrikası ve eski DGM binası olarak bilinen, kamuoyunda “Meslek Fabrikası” olarak anılan yapının mülkiyeti ve tahliyesi, TBMM tutanaklarına yansıyan sert bir hukuk ve siyaset tartışmasına dönüştü. Tartışmanın odağında binanın kime ait olduğu, tahliye sürecinin hukuki olup olmadığı ve geçmişteki yargı süreçleri yer aldı.
“Tapu sicili esas, mülkiyet Vakıflar’da”
AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve iktidar kanadı, mülkiyetin Türk Medeni Kanunu uyarınca tapu siciline göre belirlendiğini vurguladı.
Bu kapsamda söz konusu binanın tapusunun resmen Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olduğu ifade edildi.
İktidar temsilcileri ayrıca, binanın belediye imkânlarıyla yapıldığı yönündeki iddialara karşı çıkarak, 2014 yılındaki restorasyon maliyetinin yüzde 75’inin İzmir Valiliği ve Kalkınma Ajansı tarafından karşılandığını belirtti. Bu nedenle yapının yalnızca belediyeye ait bir proje olmadığı savunuldu.
“Dört dava reddedildi, tahliye hukuki zorunluluk”
AK Parti kanadı, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan 4 ayrı davada tahliyenin durdurulması taleplerinin reddedildiğini dile getirdi.
Bu durumun yapılan işlemin tamamen hukuki bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu savunan iktidar temsilcileri, sürecin yargı kararları çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti.
Ayrıca işlemin, 7565 sayılı Kanun ile getirilen “vakıf kültür varlığı” tanımı kapsamında yapıldığı ve vakfedenin iradesinin korunduğu ileri sürüldü.
“2021’de ‘belediyenindir’ diyen bugün ‘vakıf’ diyor”
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Tuncay Özkan ise iktidarın geçmişteki tutumuyla bugünkü yaklaşımı arasında ciddi bir çelişki olduğunu savundu.
Özkan, 2021 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin binayı bir vakfa devretmek istemesi üzerine AK Parti Belediye Meclis Grubu’nun (Grup Başkanvekili Özgür Hızal aracılığıyla) bu devri durdurmak için dava açtığını hatırlattı.
Kürsüden okunan mahkeme ilamına göre, AK Parti’nin o dönemde “bina belediyenindir” tezini savunarak davayı kazandığını ifade eden Özkan, bugün ise aynı yapı için “vakıf malıdır” denilmesini sert sözlerle eleştirdi.
Muhalefet, bu durumu “siyasi yankesicilik” olarak nitelendirdi.

“Sabah 05.00’te polisle tahliye edildi” iddiası
Tahliye sürecine ilişkin tartışmalar da Meclis gündemine taşındı. Muhalefet vekilleri, binanın sabah saat 05.00’te yüzlerce polis eşliğinde ve biber gazı kullanılarak zorla boşaltıldığını öne sürdü.
Tahliye sırasında milyonlarca liralık eğitim ekipmanlarının usulüne uygun şekilde sökülmediği ve kursiyerlerin, özellikle kadınlar ve gençlerin, kapı dışarı edildiği iddia edildi.
“Atatürk’ün imzasıyla İzmir halkına verilmişti”
Muhalefet, söz konusu binanın 1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla İzmir halkına, yani belediyeye verildiğini hatırlattı.
Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2007 yılında 1,6 milyon lira ödeyerek mülkiyeti tescil ettirdiği ifade edildi.
Hukuki süreç mi, siyasi müdahale mi?
Meslek Fabrikası üzerinden yaşanan tartışma, yalnızca bir mülkiyet meselesi olmaktan çıkarak siyasi bir krize dönüştü.
Muhalefet, bu hamleyi İstanbul’daki Beşiktaş İskelesi örneğine benzer şekilde yerel yönetimleri işlevsizleştirme çabası olarak değerlendirirken; AK Parti tarafı ise sürecin tamamen hukuki tescil ve vakıf hukukuna uyum meselesi olduğunu, belediyenin hukuksuz bir direniş sergilediğini savundu.
Tartışmanın hem yargı süreci hem de siyasi polemikler üzerinden devam etmesi bekleniyor.




