ASBÜ ile Türk Akademisi arasında kapsamlı iş birliği protokolü imzalandı
ASBÜ ile Türk Akademisi arasında kapsamlı iş birliği protokolü imzalandı
İçeriği Görüntüle

Kafkasya ve Anadolu’nun tarihsel kimliğine ilişkin tartışmalar yeniden gündemde. Azerbaycan Fikri Mülkiyet Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Kamran İmanov, katıldığı bir konferansta bölgedeki proto-Türk varlığına dair önemli açıklamalar yaptı.

Sunumunda eski metinler ve klasik kaynaklara dayanan verileri paylaşan İmanov, Kafkasya ve Anadolu’da Türk izlerinin çok daha eskiye dayandığını ifade etti.

İmanov, özellikle Saka Türklerinin bölgedeki varlığına dikkat çekti. Günümüz Ermenistan topraklarında Sakalara ait izlerin hem arkeolojik bulgular hem de yazılı kaynaklarla desteklendiğini belirtti. Bu izlerin çok sayıda anıt ve tarihsel kayıtla ortaya konduğunu vurguladı.

"MODERN ERMENİSTAN TOPRAKLARI SAKA KRALLIĞI'NA AİT"

Günümüz Ermenistan topraklarının tarihsel etnik yapısına dikkat çeken İmanov, Sakaların bölgedeki hakimiyetinin arkeolojik ve yazılı kaynaklarla kanıtlandığını vurguladı. İmanov, şu ifadeleri kullandı:

"Geçmişte günümüz Ermenistanı topraklarının gerçek sakinlerini hatırlatmak isterim. Saka Türklerinin izleri Ermenistan'daki 29 anıtta bulunmaktadır ve modern Ermenistan Cumhuriyeti topraklarının tamamının Saka Krallığı'na ait olduğu bilinen bir gerçektir."

Kamran İmanov

HUNLAR ERKEN ZAMANLARDA ZENGEZUR'A YERLEŞTİ

İmanov, bölgedeki Türk varlığının sürekliliğine işaret ederek Hunların tarihsel rolünü anlattı. 13. yüzyıl tarihçisi Stepan Orbelyan’ın kayıtlarına atıfta bulunan İmanov, Hunların bir kolunun miladi 1. yüzyılda Zengezur’a yerleştiğini ve “Sisaklar” olarak anıldığını aktardı.

İmanov’un aktardığı kronolojiye göre, milattan önce 3. yüzyılda Türk kabilelerinin birleşmesiyle Hun birliği oluştu. Daha sonra Hun kolları bölgeye yerleşti. Antik Saka katmanı ile Sisak topluluğunun birleşmesi, bölgenin proto-Türk kimliğini pekiştirdi.

ÇALIŞMALAR, BAZI İDDİALARIN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİNE KATKI SUNUYOR

“Eski Metinler ve Klasik Kaynaklar” çerçevesinde sunduğu bu verilerin bölge tarihine ilişkin tartışmalara yeni bir bakış açısı getirdiğini belirten İmanov, bu tür çalışmaların tarihsel süreçte ortaya atılan bazı iddiaların yeniden değerlendirilmesine katkı sunduğunu ifade etti.