Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) bazı gruplar, dün gerçekleştirilen Paskalya Bayramı kutlamaları esnasında Türkiye Cumhuriuyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarına saldırı gerçekleşti. Medyada gündem olan fotoğraflarda, bayrakların yakıldığı görüldü.
One day, you will stand in respect in front of the flags you burned!. pic.twitter.com/vGYSIhzQzw
— Dr. Sefa Karahasan (@sefakarahasan) April 12, 2026
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC bayraklarının yakılmasına ilişkin resmi bir açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu eylem “provokasyon” olarak nitelendirilirken, sert ifadelerle kınandı.
CİDDİ BİR "MEDENİYET KAYBI"
Cumhurbaşkanı Erhürman, bayraklara yönelik bu tür saldırıların herhangi bir değer kaybına yol açmayacağını, ancak eylemi gerçekleştirenler açısından ciddi bir “medeniyet sorunu” olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, bu tür girişimlerin toplumlar arası gerilimi artırmayı hedeflediğine dikkat çekildi.
"BU MEDENİYETSİZLİK ÖRNEĞİ, KIBRIS RUM LİDERLİĞİ'NİN KINAMA VESİLESİ OLMALIDIR!"
Resmi açıklamada ayrıca, benzer provokatif eylemlerin sorumluluğunun ilgili taraflarca değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu tür olayların yalnızca hedef alınan kesimleri değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi atmosferi de olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Erhürman'ın açıklaması şu şekilde:
"Güneyde bir grup kendini bilmez insan, hem de dini bayram kutlamaları esnasında, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarını yakmışlar. Bayrakların yakılması, bayraklara ya da onların sahiplerine bir şey kaybettirmez. Ama bu saçma sapan 'eylem', yakanlar açısından açık bir medeniyet kaybıdır. Sıklıkla ortaya konulan bu medeniyetsizlik örneği, zihniyet ve provokasyonlar bizden ziyade Kıbrıs Rum Liderliği'nin sorunu ve kınama vesilesi olmalıdır! Bu provokasyonu ve onu gerçekleştirenlerin zihniyet dünyasını şiddetle kınıyorum."
BAŞBAKAN ÜSTEL'DEN DE KINAMA GELDİ
Başbakan Ünal Üstel, Paskalya etkinlikleri sırasında Rum gençler tarafından Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC bayraklarının yakılmasına ilişkin açıklama yaptı. Üstel, söz konusu eylemleri “açık bir provokasyon” olarak nitelendirerek sert şekilde kınadı.
Başbakan Üstel, yaşanan olayların yalnızca bir protesto değil, Kıbrıs Türk halkının varlığına yönelik saygısızlık ve düşmanlık göstergesi olduğunu vurguladı. Bu tür girişimlerin toplumlar arasındaki hassas dengeleri zedelediğini belirten Üstel, özellikle çözüm arayışlarının bu tür eylemler nedeniyle zarar gördüğüne dikkat çekti.
PROVOKASYONLAR ÇÖZÜM ARAYIŞINI GÖLGELİYOR
Açıklamasında, taraflar arasında güven ortamının ciddi şekilde sarsıldığını ifade eden Üstel, mevcut zihniyetin değişmediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Yaşanan tüm bu eylemler, taraflar arasındaki çözüm arayışlarını doğrudan gölgelemektedir, güven ortamını ise geri dönülemeyecek şekilde zedelemektedir. Şu artık nettir. Bu bitmek bilmeyen kin, nefret ve saldırganlıkların sonu gelmeyecektir. Zihniyet aynıdır ve değişmemiştir. Dolayısı ile Kıbrıs meselesinde en gerçekçi ve tek sürdürülebilir çözüm, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabulüyle mümkündür.”

"ANAVATANIMIZ TÜRKİYE İLE KARARLILIKLA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Kıbrıs Türk halkının kendi devleti çatısı altında yaşamaya devam edeceğini belirten Üstel, Türkiye’nin garantörlüğünün de bu süreçte hayati önemde olduğunu kaydetti. Hiçbir tehdit ya da provokasyonun bu kararlılığı değiştiremeyeceğini ifade eden Üstel, Türkiye ile tam bir dayanışma içinde hareket etmeyi sürdüreceklerini vurguladı. Üstel, "Anavatanımız Türkiye ile tam bir dayanışma, uyum ve iş birliği içerisinde, devletimize ve halkımıza yönelik her türlü tehdide karşı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Bunu yapmaya da muktediriz.” dedi.
"HİÇBİR GÜÇ BİZİ BU TOPRAKLARDAN VAZGEÇİREMEZ"
Üstel ayrıca, Rum tarafına sağduyu çağrısında bulunarak nefret dilinden uzak durulması gerektiğini belirtti. Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını ifade eden Üstel, adadaki varlığın kararlılıkla sürdürüleceğinin altını çizdi. Üstel, açıklamasında “Kıbrıs Türkü yalnız değildir. Ve hiçbir güç ve söylem bizi bu topraklardan vazgeçiremez. Bilinmelidir ki; bu topraklarda sonsuza dek var olmaya devam edeceğiz.” ifadesine yer verdi.




