Küresel güvenlik mimarisi son yıllarda köklü bir dönüşüm geçiriyor. Soğuk Savaş döneminden bu yana varlığını sürdüren nükleer caydırıcılık dengesi bugün ileri teknoloji, algoritma ve uzay tabanlı sistemlerle daha karmaşık bir yapıya evrilmiş durumda.

Nükleer Silahlar ve Yeni Nesil Sistemler

Büyük güçlerin en önemli stratejik araçlarından biri hala nükleer silah kapasitesi. Rusya ve ABD başta olmak üzere Çin, İngiltere ve İsrail gibi ülkeler uzun menzilli füze sistemlerine sahip. Bu sistemler yalnızca askeri hedefleri değil aynı zamanda caydırıcılık üzerinden siyasi dengeyi de belirliyor.

Uzmanlara göre modern füze teknolojileri klasik hava savunma sistemlerini aşabilecek manevra ve yalıtım kabiliyetleriyle geliştiriliyor. Mevcut durum savaşın doğasını kara ve cephe hattından çıkarıp yüksek irtifa ve uzay eksenine taşıyor.

Orta Doğu’da dev askeri hareketlilik! ABD’den İran çevresine yığınak
Orta Doğu’da dev askeri hareketlilik! ABD’den İran çevresine yığınak
İçeriği Görüntüle

Yeni bir küresel çatışmanın 20. yüzyıldaki gibi konvansiyonel tank ve piyade birlikleriyle değil yüksek hassasiyetli, uzaktan kumandalı ve nükleer başlık taşıyabilen sistemlerle yürütüleceği öngörülüyor.

Caydırıcılığın Ötesinde: Bilimsel Üretim Gücü

Ancak askeri kapasite tek başına yeterli değil. Nükleer teknoloji, ileri mühendislik, yapay zekâ ve savunma sistemleri doğrudan temel bilimlerdeki birikime dayanıyor.

Matematik, fizik, kimya ve bilgisayar bilimleri alanındaki altyapı güçlü olmayan ülkelerin uzun vadede bu teknolojileri üretmesi mümkün görülmüyor. Küresel güç sıralamasında üst basamaklarda yer alan ülkelerin aynı zamanda bilimsel yayın, patent ve yüksek teknoloji üretiminde öne çıkması tesadüf değil.

Söz konusu tablo “askeri güç mü yoksa bilimsel güç mü belirleyici?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Analistler askeri üstünlüğün arkasındaki asıl itici gücün bilimsel ve teknolojik kapasite olduğuna dikkat çekiyor.

Eğitim Politikaları ve Stratejik Gelecek

Bu çerçevede eğitim sistemleri stratejik bir başlık haline geliyor.

Temel bilimler ve matematikte güçlü bir insan kaynağı yetiştiremeyen ülkelerin savunma teknolojilerinde dışa bağımlı kalma riski artıyor. Uzmanlar gelişmişliğin yalnızca askeri bütçeyle değil, bilimsel araştırma yatırımları ve nitelikli eğitimle ölçülmesi gerektiğini vurguluyor.

Yapay zekadan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda yaşanan hızlı dönüşüm ülkelerin rekabet kapasitesini yeniden tanımlıyor.