Doğu Türkistan’da yıllardır gündemde olan zorla kısırlaştırma iddiaları, yeni verilerle bir kez daha kamuoyunun odağına girdi. Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından paylaşılan ve 16 Şubat’ta tanıtılacak rapordan alındığı belirtilen grafik, 2010’dan 2018’e uzanan süreçte kısırlaştırma vakalarının istikrarlı biçimde arttığını ortaya koyuyor.

2018’DE DİKKAT ÇEKEN SIÇRAMA

ETHR’nin kamuoyuyla paylaştığı grafiğe göre, 2010–2014 yılları arasında görece düşük seviyelerde seyreden kısırlaştırma verileri, 2015’ten itibaren yükselişe geçiyor. 2017 yılında belirgin bir artış görülürken, 2018’de kaydedilen rakamlar önceki yıllara kıyasla çok daha keskin bir sıçramaya işaret ediyor. Bu tablo, insan hakları savunucuları tarafından “sistematik bir politikanın göstergesi” olarak yorumlanıyor.

Dernek, grafikte yer alan verilerin, farklı kaynaklardan derlenen ve saha erişiminin kısıtlı olduğu bir bölgede uzun yıllara yayılan çalışmanın sonucu olduğunu vurguluyor. 2019 sonrasına ilişkin resmî verilerin yayımlanmaması ya da erişime kapalı olması nedeniyle, ilerleyen yıllar için net rakamlar paylaşmanın mümkün olmadığına da dikkat çekiliyor.

ZORLAYICI NÜFUS POLİTİKALARI TARTIŞMASI

Doğu Türkistan’da doğum oranlarının düşürülmesine yönelik uygulamalar, son yıllarda uluslararası raporların da sıkça ele aldığı bir başlık haline geldi. İnsan hakları kuruluşları, kısırlaştırma ve doğum kontrolüne yönelik müdahalelerin bireysel rızaya dayanmadığı, belirli toplulukları hedef aldığı yönünde değerlendirmeler yapıyor. Bu iddialar, bölgedeki demografik yapının kısa sürede değiştiğine işaret eden istatistiklerle birlikte ele alınıyor.

ETHR, yayımlanacak raporunda yalnızca sayısal artışlara değil, bu artışların sosyal ve kültürel sonuçlarına da odaklanacağını duyurdu. Dernek yetkililerine göre, kısırlaştırma iddiaları yalnızca bireysel sağlık haklarıyla sınırlı değil; aynı zamanda bir toplumun geleceğini doğrudan etkileyen yapısal bir mesele olarak görülmeli.

PEKİN’İN TUTUMU VE VERİ TARTIŞMASI

Çin yönetimi ise zorla kısırlaştırma iddialarını reddediyor. Resmî açıklamalarda, uygulamaların genel sağlık politikaları ve nüfus planlaması çerçevesinde yürütüldüğü savunuluyor. Ancak insan hakları örgütleri, özellikle 2019 sonrası dönemde veri paylaşımının azalmasının ve bağımsız gözlemcilerin bölgeye erişiminin kısıtlanmasının, şeffaflık tartışmalarını derinleştirdiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre, verilerin sınırlı olması iddiaların tartışılmasını zorlaştırsa da, 2010–2018 dönemine ait rakamların eğilimi, konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Bu nedenle, yeni raporun metodolojisi ve kullandığı kaynaklar, uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlenecek.

16 ŞUBAT’TA RAPOR NEYİ ORTAYA KOYACAK?

ETHR, 16 Şubat’ta düzenlenecek tanıtım programında “Doğu Türkistan’da İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” raporunun kapsamını ayrıntılı biçimde açıklamayı planlıyor. Raporda kısırlaştırma verilerinin yanı sıra, zorla çalıştırma, gözaltı uygulamaları ve kültürel haklara ilişkin ihlallerin de ele alınacağı belirtiliyor.

İnsan hakları savunucuları, söz konusu raporun, Doğu Türkistan’daki uygulamalara dair uluslararası farkındalığı artırmasını ve daha geniş bir diplomatik tartışmanın önünü açmasını bekliyor. Paylaşılan grafik ise, bu tartışmanın yalnızca siyasi değil, aynı zamanda insani bir boyuta sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

TİKA desteğiyle Moğolistan’da ilk çocuk kemik iliği nakli başarıyla yapıldı
TİKA desteğiyle Moğolistan’da ilk çocuk kemik iliği nakli başarıyla yapıldı
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği