İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iktidara yönelik kapsamlı ve sert eleştirilerde bulundu. Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda ciddi bir kırılma sürecinden geçtiğini savunan Dervişoğlu, Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık anlayışının zedelendiğini ve toplumda derin bir ayrışma yaşandığını ifade etti.

"Cumhuriyet ve eşit yurttaşlık vurgusu"

Konuşmasının başında Cumhuriyet’in önemine vurgu yapan Dervişoğlu, Cumhuriyet’in toplumsal birlik, eşitlik ve barışın teminatı olduğunu belirtti. Cumhuriyetin “yakan değil ısıtan, birleştiren bir ocak” olduğunu ifade eden Dervişoğlu, bu anlayıştan uzaklaşıldığını savundu.

Cumhuriyetin ortak değerler üzerinden yükseldiğini belirten Dervişoğlu, bu ortaklığın zedelenmesi halinde toplumsal birlikteliğin de zarar göreceğini dile getirdi.

"İkinci sınıf vatandaşlık eleştirisi"

Dervişoğlu, Türkiye’de siyasi tercihlere göre ayrımcılık yapıldığını öne sürerek, “AK Partili değilseniz ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorsunuz” dedi.

İş hayatından adalete kadar birçok alanda bu durumun hissedildiğini savunan Dervişoğlu, bunun sadece siyasi bir tartışma değil, aynı zamanda bir “milli güvenlik sorunu” olduğunu ifade etti.

"Terörsüz Türkiye sürecine sert tepki"

“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreci sert ifadelerle eleştiren Dervişoğlu, bu yaklaşımın terörle mücadelede yanlış bir zemine oturduğunu savundu.

Süreç kapsamında terör örgütüyle ilgili söylemlere tepki gösteren Dervişoğlu, bazı çevrelerin provokatif eylemlerle Türkiye’nin birliğini hedef aldığını öne sürdü.

"Türkiye başkalarının savaşına girmemeli"

İsrail-İran gerilimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, Türkiye’nin bu tür çatışmaların tarafı olmaması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye başkalarının savaşına yazılmamalıdır” diyen Dervişoğlu, dış politikada Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine dönülmesi gerektiğini ifade etti.

Dervişoğlu, Türkiye’nin dış politikada duygusal reflekslerle değil, devlet aklıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi.

"İktidar içinde görüş ayrılığı" iddiası

Konuşmasında iktidar içinde dış politika konusunda çelişkili yaklaşımlar bulunduğunu savunan Dervişoğlu, farklı aktörlerin birbirine zıt açıklamalar yaptığını ve bunun bir yönetim krizine işaret ettiğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Kamu personel sisteminde kapsamlı değişim şart
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Kamu personel sisteminde kapsamlı değişim şart
İçeriği Görüntüle

ABD, Rusya ve İran politikaları üzerinden örnekler veren Dervişoğlu, hükümetin net ve tutarlı bir çizgi ortaya koyamadığını dile getirdi.

"Akaryakıt fiyatları ve ekonomi eleştirisi"

Ekonomi yönetimini de sert sözlerle eleştiren Dervişoğlu, akaryakıt fiyatlarının 80 liraya dayandığını belirterek, vatandaşın geçim sıkıntısının giderek arttığını söyledi.

Enerji alanında yapılan açıklamalarla vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında büyük bir uçurum olduğunu ifade eden Dervişoğlu, “Vatandaş pompaya geldiğinde kendi ülkesinin imkanını değil, cebinin aczini görüyor” dedi.

Bayram dönemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, iktidarın ekonomik tabloyu olduğundan farklı göstermeye çalıştığını savundu.

"Tarımda çöküş uyarısı"

Tarım sektörüne ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Dervişoğlu, sektörün 2025 yılında yüzde 8,8 küçüldüğünü ve milli gelir içindeki payının yüzde 5’e gerilediğini belirtti.

Bu durumun yapısal bir çöküşe işaret ettiğini savunan Dervişoğlu, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaştığını ve Türkiye’nin gıda güvenliği açısından risk altında olduğunu ifade etti.

Gübrede yüzde 95’e varan dışa bağımlılığa dikkat çeken Dervişoğlu, tarımsal üretimin dış piyasalara bağımlı hale geldiğini ve bunun ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi.

"Dış politika ve güvenlik uyarıları"

Ortadoğu’daki gelişmelere geniş yer ayıran Dervişoğlu, İsrail-İran geriliminin yeni bir aşamaya geçtiğini ve bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin bu süreçte taraf olmaması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, olası bir İran iç savaşının Türkiye için göç, güvenlik ve ekonomik riskler doğuracağını belirtti.

Ayrıca terör örgütleriyle ilgili politikalara da değinen Dervişoğlu, bu alandaki adımların Türkiye’nin güvenliğini zayıflatabileceğini savundu.

"Çözüm: sistem değişikliği"

Konuşmasının sonunda sistem tartışmasına değinen Dervişoğlu, Türkiye’de yaşanan sorunların temelinde mevcut yönetim sisteminin bulunduğunu ileri sürdü.

“Türkiye’nin ihtiyacı bu sistemin değişmesidir” diyen Dervişoğlu, parlamenter sisteme dönüş çağrısı yaptı.

Dervişoğlu, Türkiye’nin yeniden hukuk devleti ilkelerine dönmesi ve toplumsal birlikteliğin güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.