Özel Haber / Berfin Türegün
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, parti olarak kadın yoksulluğu ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kapsamlı bir dönüşüm hazırlığı içinde olduklarını açıkladı. Kadınların ekonomik kriz, işsizlik ve artan bakım yükü nedeniyle çok yönlü bir baskı altında olduğunu belirten Nazlıaka, mevcut sosyal politikaların eşitsizliğinin derinleştirdiğine vurgu yaptı.
‘Yoksulluğun kadınlaşması’ kavramına da dikkat çeken Nazlıaka, parti olarak eşitlik politikalarına ilişkin dönüşüm yolunda olduklarını belirtti. Yalnızca sosyal yardımları değil, kadın istihdamını artırmayı, kırsalda yaşayan kadınların yaşam koşullarını iyileştirmeyi ve yeşil dönüşüm sürecinde kadınları güçlendirmeyi de kapsadığını aktaran Nazlıaka, bütüncül bir yol haritası üzerine çalıştıklarını belirtti. Söz konusu yol haritasının ise 2 Mart tarihinde parti genel merkezinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından duyurulacağını belirtti.
"TEMEL KIRILMA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ OLDU"
Nazlıaka, kadın hakları mücadelesinde en büyük kırılmalardan birinin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Birçok kırılma yaşadık ama İstanbul Sözleşmesi'nden bir gecede çıkılması bunların temel kırılmalarından birisini yarattı. Çünkü daha o gece, ertesi gün tutuklu olan katiller avukatlarını arayıp ‘ben şimdi artık serbest mi kalacağım?’ dedi. Günümüzde Türkiye'de her gün 3 kız kardeşimiz katlediliyorsa, bir cins kırımı varsa, bunun arkasında iktidarın İstanbul Sözleşmesi gibi önleyici, koruyucu, caydırıcı, tedbirler alıcı ve bütüncül politikalar üretici bir sözleşmeden çıkmasının etkisi var. Onun dışında her geçen gün kadın erkek eşitliği konusunda geriye gitmemiz nedeniyle, bugün kadınlar hem sosyal hayatın hem ekonomik hayatın, kültürün, sanatın, temsiliyetin, siyasetin her birinin dışına itiliyor.”
“KADIN HAKLARI GASP EDİLMEYE DEVAM EDİYOR”
İktidarın kadınlara yönelik yaklaşımını eleştiren Aylin Nazlıaka, kadınların kamusal alandaki varlığına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Kadınlar iktidar partisi tarafından siyasette de bir sembol olarak görülüyor. Son 5 yıl içerisinde eşitsizlik daha da derinleşti, adaletsizlik daha da arttı. Her geçen gün laiklikten uzaklaşan bir iktidar nedeniyle kadın hakları daha da gasp edilmeye devam ediyor. İnsanlar yaşam biçimleri nedeniyle, yaşam tercihleri nedeniyle daha yüksek bir sesle artık tartışmaya açılır oldu. Tek tipleştirilmeye çalışılan bir kadın profili var Türkiye'de. Onlar bu profili daha çok ‘makbul kadın’ diye tarif ediyorlar. Yani ‘itaat et, rahat et’ demek gibi. Biz de 8 Mart'a yaklaşırken ‘hayır’ diyoruz, itaat etmiyoruz. Haklarımızdan, hayallerimizden ve hayatlarımızdan asla vazgeçmiyoruz. O yüzden 8 Mart'ta da gece yürüyüşünde olacağız. Çünkü AKP iktidar döneminde öyle bir ayrımcılık yapıldı ki, sanki gündüzler kadınların, geceler erkeklerin, evler kadınların, sokaklar erkeklerin gibi. Biz ‘kadınlar vardır, kadınlar her yerde’ diyoruz. Onun için geceler de bizim, sokaklar da bizim, gündüzler de bizim, evler de bizim, fabrikalar da bizim, işletmeler de bizim. Biz üreten ve ürettiğini hakça bölüşen bir Türkiye için mücadele ediyoruz.”
“KADINLAR İÇİN KAMUCU POLİTİKA ŞART”
Kadın emeği ve sosyal destek politikalarına da değinen Nazlıaka, kamucu bir dönüşüm ihtiyacına işaret ederek, “Kadın emeğinin daha görünür olmasını, kadınların omuzundaki bakım yükünün kamusal alana taşınmasını, yeşil dönüşümle birlikte, kırsalda yaşayan kadınların da hayat standardının yükselmesini ve herkesin doğduğu yerde duyacağı bir düzen yaratılmasını istiyoruz. Bunun için de kamucu politikalara ihtiyaç var. Sosyal desteklerin daha adil, daha hesap verebilir, daha şeffaf bir şekilde ve üstelik eşitleyen bir şekilde daha yüksek oranda verilmesine ihtiyaç var. Görüyoruz ki sosyal destekler dağıtılırken bile parti aidiyetine bakılıyor ya da insanlar böyle bir baskı altına alınıyorlar. Bunu sonuna kadar reddediyoruz. Yani ‘AKP üyesi olmazsam eğer sosyal destek alamayacağım’ kaygısını yaşamaması gerekir kadınların. Ama ne yazık ki şu anda kadınlara bunu yaşatıyorlar.” ifadelerini kullandı.
“DÖNÜŞÜM PROGRAMI 2 MART’TA AÇIKLANACAK”
CHP’li Nazlıaka, ‘yoksulluğun kadınlaşması’ kavramına da dikkat çekerek, “Aslında ‘yoksulluğun kadınlaşması’ diye bir kavram girdi literatüre. Bu kavram 1995 yılında Birleşmiş Milletler 4. Dünya Kadın Konferansı'nda da genel kabul gördü. Ve o günden bugüne de bakıldığında dünyada yoksulların yüzde yetmişini kadınlar oluşturuyor. Bu Türkiye içinde de aynı şekilde. Yani yoksullar arasındaki kadın yoksulluğunun daha derin ve daha eşitsizliği de her geçen gün arttıran bir düzeyde olduğunu görüyoruz. İşte biz bu yoksulluğu yöneten bir ülkeden olmak için mor, yeşil, kamucu bir dönüşüm gerçekleştireceğiz. Bu politikalarımızı da 2 Mart tarihinde genel merkezimizde genel başkanımız daha detaylı olarak kamuoyuyla paylaşacak.” şeklinde konuştu.




