Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 3 Mart 2026 tarihli kararı, 5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre çevre, kamulaştırma ve bazı kamu varlığına ilişkin davalar belirli idare mahkemelerinde ihtisaslaşmış şekilde görülecek.

Düzenleme kapsamında özellikle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararlarına karşı açılan davalar, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları ile Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki satış, tahsis ve kiralama işlemlerinden doğan davalar belirli mahkemelerde toplanacak.

HSK kararında, teknik ve uzmanlık gerektiren bu tür davaların belirli mahkemelerde görülmesinin yargılamanın daha hızlı ve etkin yürütülmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

“İhtisaslaşma doğru kurgulanırsa doğa için güvence olabilir”

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede çevre davalarında ihtisaslaşmanın ilkesel olarak önemli olduğunu belirtti.

Rızvanoğlu, çevre davalarının teknik ve karmaşık yapısı nedeniyle uzmanlaşmış mahkemelerin doğru bir uygulama olabileceğini ifade ederek, geçmişte çevre mahkemelerinin kurulması yönünde önerilerde bulunduklarını hatırlattı.

Rızvanoğlu, “Çevre davalarında ihtisaslaşma doğru kurgulandığında doğa için önemli bir güvence olabilir. Bu mahkemelerin amacı doğanın ve yaşam alanlarının korunmasını sağlamak olmalıdır” dedi.

“Yargının bağımsızlığı kritik”

Ancak Türkiye’de yargı bağımsızlığı konusunda yaşanan tartışmalara dikkat çeken Rızvanoğlu, yeni düzenlemenin nasıl uygulanacağının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Eğer söz konusu mahkemelerin bağımsız şekilde çalışmazsa çevreyi korumak yerine çevreyi tahrip eden projelerin önünü açabilecek bir mekanizmaya dönüşebileceğini belirten Rızvanoğlu, bunun ciddi endişeler doğuracağını söyledi.

“Çevreyi koruması gereken yargı, projelerin önünü açmamalı”

Rızvanoğlu açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:

TBMM’de İran gündemi: Genel Kurul kapalı oturuma geçti
TBMM’de İran gündemi: Genel Kurul kapalı oturuma geçti
İçeriği Görüntüle

“Doğayı, ormanları, suyu ve yaşam alanlarını koruması gereken yargı mekanizmaları; çevreyi tahrip eden projelerin önündeki hukuki engelleri kaldıran bir araca dönüştürülmemelidir.”

Çevre davalarının yalnızca teknik bir yargılama süreci olmadığını belirten Rızvanoğlu, bu davaların aynı zamanda vatandaşların anayasal çevre hakkının korunması açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.