Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS), Batı Trakya Türk Müslüman Azınlığı’na yönelik hak ihlallerine ilişkin kapsamlı bir başvuruyu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) mekanizmasına sunduğunu açıkladı. Açıklama, derneğin resmi kanalları üzerinden kamuoyuyla paylaşıldı.
Caydırıcı baskı oluşturması amaçlanıyor
Dernek tarafından hazırlanan raporda, Yunanistan’ın uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini sistematik şekilde yerine getirmediği belirtildi. Başvurunun yalnızca bir durum tespiti değil, aynı zamanda uluslararası normlara uyum konusunda bir “itiraz” niteliği taşıdığı kaydedildi.
Açıklamada "Başvurumuz, Batı Trakya Türk Müslüman Azınlığı’nın maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin durum tespiti yapmanın ötesinde; Yunanistan’ın uluslararası hukuktan, bilhassa Lozan Barış Antlaşması’nın amir hükümlerinden ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden neşet eden yükümlülüklerini sistematik biçimde yerine getirmediğini belgeleyen bir itiraz niteliği taşımaktadır. Yunanistan’ın önceki UPR döngülerinde kendisine sunulan tavsiyeleri uygulamadaki isteksizliğini ve 'etkin uygulama' (effective implementation) hususundaki eksikliklerini raporumuzda somut verilerle ortaya koyarak, BM nezdinde uluslararası normlara uyum yönünde yeni ve caydırıcı bir baskı oluşturulmasını amaçlıyoruz." ifadesi yer aldı.
Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Müslüman Azınlığı'na Yönelik Sistematik Hak İhlalleri Hakkında Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) Mekanizmasına Başvuru Yapılmıştır
— WOLAS - Yeryüzü Avukatları Derneği (@wolasorg) April 13, 2026
Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) olarak, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Evrensel… pic.twitter.com/P34x2DDinr
Dört temel alanda ihlal vurgusu
Raporda özellikle dört başlık öne çıktı: örgütlenme özgürlüğü, din özgürlüğü, vakıf yönetimi ve azınlık eğitimi. Bu alanlarda yaşanan sorunların yapısal nitelik taşıdığı ifade edildi.
Örgütlenme özgürlüğü kapsamında, azınlık derneklerinin “Türk” kimliği nedeniyle kısıtlandığı iddiasına yer verildi. Bu durumun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen devam ettiği vurgulandı.
AİHM kararları ve Lozan vurgusu
Raporda, 2008 yılında verilen AİHM kararlarının aradan geçen yıllara rağmen tam olarak uygulanmadığına dikkat çekildi. Ayrıca Yunanistan’ın, Lozan Barış Antlaşması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği savunuldu.
Din özgürlüğü bağlamında müftü seçimlerine müdahale edildiği, vakıf yönetimlerinin özerk yapısının zedelendiği ifade edildi. Eğitim alanında ise azınlık okullarının sayısındaki düşüşün, kimliğin korunmasına yönelik bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Raporda ihlallere ilişkin yapılan açıklama ise şu şekilde:
Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2008 tarihli kararlarının ardından geçen on yedi yıla rağmen tam olarak icra edilmemesi ve azınlık derneklerinin "Türk" kimliği gerekçe gösterilerek hukuk dışı kısıtlamalara tabi tutulması, çalışmanın hukuki zeminini oluşturmaktadır. Din özgürlüğü bağlamında müftü seçimlerine yönelik devlet müdahalesi ve vakıf idarelerinin özerk yapısının gasp edilmesiyle derinleşen ihlal silsilesi, azınlığın dini ve sosyal otonomisine karşı yapısal bir tehdit oluşturmaktadır. Eğitim alanında ise azınlık okullarının sayısındaki keskin düşüşün basit bir idari tasarruf olmanın ötesinde, azınlık kimliğinin korunmasına yönelik toplumsal hafızayı hedefleyen sistematik bir aşındırma politikası olduğu gerçeğini uluslararası toplumun dikkatine sunuyoruz.
Batı Trakya'daki hukuki darboğaza dikkat çekiliyor
Yapılan açıklamada yayımlanan rapor vesilesiyle Yunanistan üzerindeki denetim mekanizmalarını harekete geçirmenin yanında, Türkiye’deki ve dünyadaki uluslararası hukuk çevrelerine Batı Trakya’daki hukuki darboğaza ve çıkmaza odaklanmanın öneminin vurgulandığı kaydedildi.
Dernek, yakın zamanda tam metnin kamuoyu ile paylaşılacağına değinerek raporun hem ulusal hem de uluslararası karar alıcı makamlara resmi olarak iletileceğini vurguladı. Hak ihlallerinin kanıksanmasına karşı uluslararası hukukun tüm imkanlarının kullanılmaya devam edileceği belirtildi.
Neden önemli?
UPR mekanizması, ülkelerin insan hakları performansının düzenli olarak değerlendirildiği önemli bir uluslararası denetim aracı olarak biliniyor. Bu kapsamda yapılan başvurular, ilgili ülke üzerinde diplomatik ve hukuki baskı oluşturabiliyor.
WOLAS, başvuruyla birlikte Yunanistan’ın önceki UPR tavsiyelerini uygulamadaki eksikliklerini de somut verilerle ortaya koymayı hedeflediklerini belirtti.
Dernek, raporun tam metninin önümüzdeki süreçte kamuoyuyla paylaşılacağını ve ulusal ile uluslararası karar alıcı mercilere iletileceğini açıkladı. Bu adımın, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arayışına katkı sunması bekleniyor.





