Balkan Türklerinin kültürel hafızasında yer alan ancak bugüne kadar tam metni bulunamayan “Uslu ile Süslü” adlı halk hikayesi, yapılan akademik çalışma sayesinde yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Iğdır Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Oğuz Doğan ve İsmail Abalı tarafından yürütülen çalışma ile eser, 113 yıl sonra yeniden yayımlandı.
TARİHSEL BİR HAFIZA ORTAYA ÇIKTI
1912-1913 yıllarında Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan eser, Balkan Türklerinin 93 Harbi ve Balkan Savaşları döneminde yaşadığı göçleri, acıları ve kimlik mücadelesini konu alıyor.
Kimliği bilinmeyen bir yazar tarafından “Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya geçirilen hikayenin, dönemin ortak acısını yansıttığı değerlendiriliyor.
MASAL VE TARİH İÇ İÇE
Hikayenin merkezinde, göğsünde ay şeklinde doğum lekesi bulunan Uslu ile yıldız şeklinde iz taşıyan kardeşi Süslü’nün yaşamı yer alıyor. Masalsı bir anlatımla başlayan eser, ilerleyen bölümlerde tarihsel gerçeklerle buluşuyor.
Özellikle Plevne’de verilen direniş ve savaşın etkilediği isimsiz kahramanların hikayeleri, eserin en dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor.
“ORTAK BİR FERYADIN YANSIMASI”
Doç. Dr. İsmail Abalı, eserin Balkan Türklerinin yaşadığı acıları ve kimlik inşa sürecini yansıttığını belirterek, “Bir Deliormanlı” ifadesinin bu dönemde yaşanan ortak acının sembolü olduğunu ifade etti.
"Eser, bahsettiğim tarihlerde Osmanlı Türkçesi ile manzum bir şekilde kaleme alınmıştır. Eserin orijinal nüshasının üzerinde yazar ismi bulunmamaktadır. Sadece 'Bir Deliormanlı' ibaresi bulunmaktadır. Bunu da biz şu şekilde yoruyoruz, bahsettiğimiz dönemde çekilen acıyı Deliorman Türklerinin ve Balkan Türklerinin ortak bir feryadıymış gibi duyurmak maksadıyla böyle bir mahlas kullanma yoluna gittikleri düşüncesine sahibiz." dedi.

TAM METİN BULUNAMIYORDU
Uslu ile Süslü'nün Balkan Türklüğünün kayıp bir hikayesi konumunda olduğuna dikkat çeken Abalı, birçok kaynakta bu eserin sadece isim olarak geçtiğini belirtti. "Tam metni herhangi bir platformda herhangi bir yayında bulunmamaktaydı. Ahmet Şerifli, bu konuyla ilgili önemli araştırmalar yapan bir araştırmacının 'Uslu ile Süslü eminim ileride bir gün kitap olarak basılacaktır ve bu kitap bir cevher olarak Türk okuyucusunun onayına sunulacaktır' şeklinde bir ibaresi mevcuttur. Biz de bu ifadeye, bu ibareye binaen 'Uslu ile Süslü' hikayesini Türk okuyucusu ile buluşturmanın mutluluğu içerisindeyiz" dedi.
“DERİN BİR HAFIZAYI YENİDEN UYANDIRIYORUZ"
Doç. Dr. Oğuz Doğan ise çalışmanın, uzun yıllar unutulmuş bir hafızayı yeniden gün yüzüne çıkardığını belirtti. Eserin, savaşlar ve göçler nedeniyle göz ardı edilen bir dönemi bugüne taşıdığını vurguladı. Doğan, şu ifadeleri kullandı:
"Balkan Türklüğünün yaklaşık 113 yıldır sessizliğe mahkum edilmiş, adeta bir nisyan denizinde saklı kalmış, derin bir hafızasını yeniden uyandırıyoruz. Uslu ile Süslü, ilk kez 1912'de Filibe'de bir feryat gibi kağıda dökülmüş ancak bu çalışma savaşların, göçlerin, sınırların ötesinde unutulmaya terk edilmişti. Biz bu çalışmayla birlikte o tozlu raflarda bekleyen çığlığı 2026 yılının Türkiye'sine ve Türk dünyasına bir vefa borcu olarak yeniden taşıma gayesinde bulunduk."
TARİHİN SOĞUK GERÇEKLERİ OKUYUCUNUN YÜZÜNE VURUYOR
Öte yandan eserin özellikle ikinci bölümünde okurun masalsı atmosferden alınıp tarihin soğuk ve en gerçek yüzüyle tanıştırdığına dikkat çekildi. Doğan, "Burada anlatılan sadece iki gencin hikayesi değil. Burada anlatılan 93 Harbi'nin o dondurucu ayazında özellikle Plevne'de saf tutan Deliormanlı Yaşar'ın direnişidir. Bu bölümde bizler Balkan Savaşları'nın savurduğu binlerce isimsiz kahramanın, parçalanan ailelerin ve vatan toprağından koparılmak istenen bir milletin dramatik serüvenine tanıklık ediyoruz" ifadesini kullandı.
DİJİTAL ORTAMDA ÜCRETSİZ ERİŞİM
Uzun yıllar yalnızca adı bilinen eser, yapılan çalışma ile Latin alfabesine aktarılarak kitap haline getirildi. “Uslu ile Süslü”, dijital platformlar üzerinden ücretsiz olarak erişime açıldı.





