MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, dünyada yeni bir jeopolitik kırılma dönemine girildiğini söyledi. Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kenarda bekleyen bir ülke değil, devlet aklıyla hareket eden ve bölgesel denklemlerde ağırlık koyan bir aktör olması gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında zamanın hızlandığını, coğrafyanın dilinin sertleştiğini ve küresel güç dengelerinin yeniden kurulduğunu belirten Bahçeli, Türkiye’nin önünde tarihî bir yön tayini bulunduğunu dile getirdi. Bahçeli, “Türkiye, başkalarının senaryosuna eklemlenen bir teslimiyet hattı değildir” diyerek dış politika ve güvenlik başlıklarında daha kurucu bir çizgiye işaret etti.

Gazze, İran, Lübnan ve Ukrayna aynı kırılmanın parçaları

Bahçeli, Gazze’de yaşanan insanlık dramından Lübnan sahasındaki kırılmaya, İran merkezli gerilimden Suriye ve Irak’taki kırılganlığa kadar birçok başlığın birbirinden kopuk gelişmeler olmadığını söyledi. Ukrayna-Rusya savaşı, Afganistan-Pakistan hattındaki istikrarsızlık ve Çin-Hindistan rekabetini de bu çerçeveye yerleştiren Bahçeli, Avrasya’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş kuşakta yeni bir jeopolitik düzenin ağır ağır şekillendiğini savundu.

Bahçeli’ye göre bu tablo yalnız sıcak çatışmaların toplamı değil; enerji hatları, ticaret koridorları, vekâlet ağları, mezhebi ve etnik fay hatları üzerinden ilerleyen daha büyük bir güç mücadelesinin yansıması niteliğinde.

1,1 milyon haneye kömür yardımı: Gürer’den enerji yoksulluğu uyarısı
1,1 milyon haneye kömür yardımı: Gürer’den enerji yoksulluğu uyarısı
İçeriği Görüntüle

“Erken kavranmış risk, milletlere nefes aldırır”

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde Bahçeli, devlet yönetiminde doğru zamanda doğru tedbiri almanın önemine vurgu yaptı. Devlet aklının olup biteni sonradan yorumlayan bir seyirci değil, ihtimalleri önceden tartan bir irade olduğunu belirten Bahçeli, “Erken kavranmış bir risk, devletlere hareket alanı açar, milletlere nefes aldırır” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede Türkiye’nin öfkeye kapılmayan, hamasetle savrulmayan ve rehavete teslim olmayan bir devlet çizgisine ihtiyaç duyduğunu söyleyen Bahçeli, milli menfaati merkeze alan soğukkanlı stratejinin önemine dikkat çekti.

İran uyarısı: Türkiye için doğrudan güvenlik dosyası

Bahçeli, İran’da yaşanabilecek kontrolsüz bir zayıflama ya da çözülmenin yalnızca o ülkenin iç meselesi olarak görülemeyeceğini söyledi. Böyle bir sarsıntının sınır aşan güvenlik baskısı, düzensiz göç hareketleri, mezhepsel dalgalanmalar, kaçak ekonomi ağları ve yeni vekâlet savaşları doğurabileceğini savunan Bahçeli, Türkiye’nin önündeki tablonun uzaktan izlenen bir kriz değil, doğrudan milli güvenlik ve sınır emniyeti meselesi olduğunu dile getirdi.

Suriye tecrübesine atıf yapan Bahçeli, devlet otoritesinin zayıfladığı alanların kısa sürede silahlı grupların, dış müdahalelerin ve düzensiz hareketlerin sahasına dönüştüğünü belirtti.

Lübnan ve Doğu Akdeniz için kritik değerlendirme

Bahçeli, Lübnan’ın yalnızca bir ülke değil, Ortadoğu’nun küçültülmüş haritası olduğunu söyledi. Lübnan’daki gelişmelerin sadece güncel çatışmalarla açıklanamayacağını belirten Bahçeli, devlet zayıfladıkça dış müdahalenin kolaylaştığını ve milli egemenliğin aşındığını savundu.

İsrail’in güvenlik stratejisini kuzeye doğru genişletme arayışının daha görünür hale geldiğini söyleyen Bahçeli, Lübnan sahasının giderek daha fazla baskı hattına dönüştüğünü ifade etti. “Beyrut düşerse yalnız bir şehir yara almış olmaz; bölgenin jeopolitik dengesi sarsılır” diyen Bahçeli, Lübnan başlığının Türkiye açısından doğrudan stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Muhalefete sert eleştiri

Bahçeli konuşmasında muhalefeti de hedef aldı. Türkiye’nin çevresinde ateş çemberi daralırken gündelik polemiklerle oyalanan bir siyaset anlayışının memlekete yük olduğunu savunan Bahçeli, devlet ciddiyetinin kişisel ihtirasların gölgesinde yürüyemeyeceğini söyledi.

Güvenlik, enerji ve dış politika başlıklarında asgari müştereklerin hızla tahkim edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, iç cephesi sağlam olan Türkiye’nin dış baskılar karşısında daha dirençli olacağını ifade etti.

Orta Koridor vurgusu: Türkiye yalnız sınır ülkesi değil

Bahçeli, konuşmasının önemli bölümünü küresel güç mimarisindeki değişime ve ticaret koridorlarına ayırdı. Dünya siyasetinde artık yalnız petrol ve doğalgaz sahalarının değil, limanların, demiryollarının, ticaret koridorlarının ve deniz geçitlerinin de belirleyici olduğuna dikkat çeken Bahçeli, Türkiye’nin jeopolitik öneminin bu süreçte daha da arttığını söyledi.

Türkiye’nin yalnızca bir sınır ülkesi olmadığını, kıtaların kesiştiği bir merkez devlet olduğunu ifade eden Bahçeli, Orta Koridor vizyonunun Avrasya’nın geleceğini şekillendirecek büyük bir bağlantısallık mimarisi olduğunu belirtti.

“Türkiye güven ve huzur ülkesi olmalı”

Bahçeli konuşmasının sonunda Türkiye’nin hem vatandaşları için emniyet ve huzur ülkesi, hem de mazlumlar için vicdan olması gerektiğini söyledi. Asıl meselenin sadece bugünkü İran-İsrail-ABD eksenli sıcak gerilim olmadığını vurgulayan Bahçeli, bunun ardından kurulacak yeni bölgesel mimaride Türkiye’nin nerede duracağının belirleyici olacağını ifade etti.

Bahçeli’ye göre Türkiye edilgen kalırsa başkalarının kurduğu denklemlerin sonuçlarına maruz kalacak; aktif ve kurucu davranırsa kendi güvenlik kuşağını, jeoekonomik alanını ve diplomatik ağırlığını tahkim edecek.

Kaynak: Milliyetçi Hareket Partisi