Türkiye ile Yunanistan arasında Batı Trakya’daki müftülerin belirlenme usulü üzerinden başlayan tartışma karşılıklı açıklamalarla büyüyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın, azınlığın kendi dini liderlerini seçme hakkına vurgu yaptığı açıklamanın ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yazılı bir yanıt yayımladı.
Atina yönetimi, söz konusu açıklamada Batı Trakya’daki azınlığın “etnik” değil “dini” bir azınlık olduğunu savunarak, hukuki çerçevenin 1923 Lozan Antlaşması ile net biçimde çizildiğini belirtti.
“1923 Lozan Antlaşması, birden fazla yoruma açık değildir”
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, azınlığın statüsüne ilişkin değerlendirmesinde Lozan Antlaşması’nın açık hükümler içerdiğini ifade etti. Açıklamada, Batı Trakya’daki Müslüman azınlığın dini kimlik temelinde tanımlandığı ve bu durumun farklı yorumlara açık olmadığı görüşü dile getirildi. Şu ifadeler kullanıldı:
"Trakya Müslüman Azınlığı dini bir azınlıktır. Hukuki statüsünü düzenleyen 1923 Lozan Antlaşması, birden fazla yoruma açık değildir ve etnik değil, dini niteliği tartışılmazdır."
Müftülerin atanması savunuldu
Atina, müftülerin seçimle belirlenmemesine yönelik eleştirileri ise bu makamın taşıdığı yetkiler üzerinden değerlendirdi. Açıklamada, müftülerin yalnızca dini görevler üstlenmediği, aynı zamanda adli ve idari sorumluluklara sahip kamu görevlileri olduğu hatırlatıldı.
Bu çerçevede, Lozan Antlaşması’nda müftülerin azınlık tarafından seçilmesini öngörmediği ve mevcut uygulamanın hem ulusal mevzuata hem de uluslararası hukuka uygun olduğu savunuldu.
Yeni yasa ve aday belirleme süreci
Yunanistan ayrıca 2022 yılında yürürlüğe giren düzenlemeye dikkat çekti. Buna göre, azınlık üyelerinden oluşan bir komisyonun müftü adaylarını değerlendirdiği ve en uygun isimleri belirlediği ifade edildi.
Yetkililer, bu sistem kapsamında Dimetoka’da yeni müftünün belirlendiğini, İskeçe ve Gümülcine için ise sürecin devam ettiğini aktardı. Açıklamada, Türkiye’de de müftülerin atama yoluyla göreve geldiği hatırlatması yapıldı.
İsimlendirme tartışmasına kapı kapatıldı
Yunanistan, azınlığın “Türk” kimliğiyle tanımlanmasına yönelik taleplere de değindi. Açıklamada, ülkenin bir hukuk devleti olduğu vurgulanarak, azınlığın mevcut statüsünün değişmeyeceği ifade edildi.
Atina yönetimi, Batı Trakya’daki Müslüman azınlığın haklarının eşitlik ve vatandaşlık ilkeleri çerçevesinde korunduğunu savunurken, uluslararası hukukta yer alan isimlendirmeden geri adım atılmayacağını da net bir dille ortaya koydu. Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Yunanistan, bir Avrupa hukuk devleti olarak, Trakya’daki Müslüman Azınlık meselelerini eşitlik ve eşit vatandaşlık ilkeleri temelinde tam bir sorumluluk bilinciyle ele almakta ve her şeyden önce, üyelerinin din özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Bu durum değişmeyecek, tıpkı uluslararası hukukta öngörülen Azınlığın adının da değişmeyeceği gibi, çünkü bazıları apaçık gerçeği kabul etmeyi reddediyor."
İki ülke arasında müftü seçimi ve azınlık hakları ekseninde süren bu tartışmanın, önümüzdeki süreçte diplomatik gündemdeki yerini koruması bekleniyor.




