Avrupa Komisyonu’nun, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında KKTC’den Güney Kıbrıs’a yönelik kaçak ticaretin önlenmesi için uzun süredir yaptığı uyarıların sonuçsuz kaldığı belirtildi. Rum basınına yansıyan bilgilere göre, Brüksel’in yıllardır Rum Yönetimi ve İngiliz üslerine yaptığı çağrılara rağmen soruna kalıcı bir çözüm getirilemedi.
DENETİMLER YETERSİZ KALIYOR
Komisyonun yaklaşık 20 yılı aşkın süredir yayımladığı raporlarda, özellikle hayvansal ürünler ve tarım ürünleri üzerinden gerçekleştiği iddia edilen yasa dışı ticaretin önemli bir sorun olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Bu kapsamda, Yeşil Hat boyunca denetimlerin yetersiz kaldığı ve bazı bölgelerde kontrolsüz geçişlerin devam ettiği vurgulanıyor.
İZİNSİZ GEÇİŞ NOKTALARI ENDİŞE KAYNAĞI
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de Beyarmudu bölgesinde tespit edilen izinsiz geçiş noktaları oldu. Yerel halk tarafından kullanılan dört farklı geçişin, denetim açısından ciddi zorluk oluşturduğu ve bu durumun uzun süredir “endişe kaynağı” olarak değerlendirildiği aktarıldı.
ŞAP HASTALIĞININ YAYILMASINA ZEMİN HAZIRLAYABİLİR
Avrupa Komisyonu’nun son değerlendirmelerinde, kaçakçılık faaliyetlerinin sadece ekonomik değil, sağlık açısından da risk oluşturduğuna dikkat çekildi. Özellikle hayvan yemi ve hayvansal ürünlerin kontrolsüz dolaşımının, şap hastalığı gibi salgınların yayılmasına zemin hazırlayabileceği uyarısı yapıldı.
KAÇAK TİCARET CİDDİ BOYUTLARA ULAŞTI
AB’nin 2025 yılında yayımladığı son rapor dahil olmak üzere birçok belgede, Yeşil Hat boyunca kaçak ticaretin ciddi boyutlara ulaştığına işaret edilirken, mevcut önlemlerin yetersiz kaldığı belirtildi. Komisyon, bu sorunun çözümü için daha etkin denetim mekanizmaları kurulması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan, İngiliz egemen üs bölgelerinin statüsü çerçevesinde bu meselenin ele alınması gerektiği ve ilgili taraflar arasında daha kapsamlı bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Uzmanlara göre, Yeşil Hat’taki kaçak ticaret sorunu hem ekonomik dengeleri hem de halk sağlığını etkileyebilecek bir risk oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa Komisyonu’nun uyarılarının dikkate alınarak somut adımlar atılması gerektiği belirtiliyor.




