ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada transatlantik ilişkiler, küresel güvenlik dengesi ve uluslararası kurumların rolüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Rubio, ABD ile Avrupa’nın ortak tarihsel bağlara sahip olduğunu vurgularken, Washington yönetiminin güçlü bir Avrupa görmek istediğini ifade etti.

Rubio, küresel güvenlik ortamının giderek daha kırılgan hale geldiğini belirterek yeni büyük çatışma risklerine karşı uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Orta Doğu’da dev askeri hareketlilik! ABD’den İran çevresine yığınak
Orta Doğu’da dev askeri hareketlilik! ABD’den İran çevresine yığınak
İçeriği Görüntüle

BM’NİN KRİZLERE YANIT KAPASİTESİ TARTIŞMA KONUSU

Rubio Birleşmiş Milletler’in küresel barış ve istikrar için önemli bir platform olmaya devam ettiğini ancak günümüzdeki acil krizlere çözüm üretme konusunda yetersiz kaldığını savundu. Özellikle Gazze savaşı örneğini veren Rubio, BM’nin sahada somut sonuç üretmekte zorlandığını ifade etti.

ABD’li Bakan ayrıca göç sınır güvenliği ve yapay zekâ gibi yeni nesil küresel risk alanlarında uluslararası kuruluşların daha etkin rol alması gerektiğini vurguladı.

ABD-AVRUPA İLİŞKİLERİNDE ORTAK DEĞERLER VURGUSU

Konuşmasında ABD ile Avrupa arasındaki tarihsel bağlara dikkat çeken Rubio, iki tarafın kaderinin ortak olduğunu belirtti. ABD’nin “zayıf müttefikler” istemediğini dile getiren Rubio, Batı ittifakının zayıflamasının Washington’un çıkarına olmayacağını söyledi.

Rubio, askeri kapasitenin tek başına yeterli olmadığını, bu kapasitenin hangi amaçla kullanılacağının da en az askeri güç kadar önemli olduğunu ifade etti.

KÜRESEL GÜVENLİKTE YENİ ÇATIŞMA RİSKİ UYARISI

Konuşmasında küresel güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rubio, dünya genelinde yeni büyük çatışma risklerinin arttığını belirtti. Uluslararası sistemin mevcut tehditlere karşı daha hızlı ve koordineli hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Rubio’nun açıklamaları, son dönemde ABD ile Avrupa arasında yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen stratejik iş birliğinin sürdürülmesi gerektiği yönündeki mesaj olarak değerlendirildi.