Özel Haber / Berfin Türegün

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Çocuk Gelişimi Bölümü 1’nci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü henüz aydınlatılamadı. 27 Eylül 2024’te, kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolan genç kızın cansız bedeni 15 Ekim’de Van Gölü Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu.

Soruşturma devam ederken Adli Tıp Kurumu tarafın hazırlanan raporda, Kabaiş’in vücudunda 2 ayrı erkeğe ait DNA tespit edildi. 16 aydır şüphelilerin bulunmasına ilişkin adalet arayışını sürdüren baba Nizamettin Kabaiş yaşadığı süreci Türk Havadis ile paylaştı.

Yetkililerin gereken hassasiyeti göstermediğini ve sürecin bir hayli uzadığını belirten Kabaiş, “Vicdanlı bir insan elini vicdanına koyar. Her partiye, her partinin vekiline kapım açık. Çünkü sorumluları bulmak ve yargılamak hepsinin görevi.” sözleriyle yetkililere çağrı yaptı.

“16 AYDIR ACI ÇEKİYORUZ”

Kızının hayallerini anlatan baba Nizamettin Kabaiş, “Hayali okumaktı, yani okumayı çok seviyordu. Ağırbaşlı birisiydi. Özellikle küçük çocukları seviyordu. Öğretmen olmak istiyordu. Üniversite, okumayı çok seviyordu. Ben de okusun istedim. İşim çok ağır olmasına rağmen yine dedim, okusun, ben okuturum. Kendi elimle götürdüm, orada okul okudu ve ortadan yok oldu. Hala da söylemiyorlar, o kadar delil ve kanıt var. Erkek DNA’sı var, atletinde kan var. Var da var. Suda boğulma diyorlar ancak akciğerinde su yok. Olay hala bir türlü aydınlanmadı, biz 16 aydır acı çekiyoruz.” şeklinde konuştu.

DELİLLER ‘CİNAYET’ DİYOR, BAKANLIK SESSİZLİĞİNİ KORUYOR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile 2,5 saatlik görüşme yaptığını söyleyen Kabaiş, görüşmenin detaylarını şöyle anlattı:

“Eğer dediklerini yerine getirirlerse umutluyuz. Güzel güzel anlatıyorlar ‘şunu yapacağız, bunu yapacağız, çözeceğiz’ diye ancak bakıyorsun, 3-4 ay geçiyor hala ortada bir şey yok. Dolayısıyla güvenimiz zayıfladı. Kime güveneceğiz? Nasıl olacak? Niye çözülmüyor bu olay? 4 seferdir Ankara’ya gidip geliyoruz. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ‘İki erkek DNA’sı var’ dedim. Bana dedi ki, ’telefonu bekliyoruz, İspanya'dan telefon gelirse, buradan bir şey çıkarsa çözeceğiz. Sayın Bakan'a dedim, ‘2 erkek DNA’sı var bunları araştırıp bulacaksınız, suçlu kişiler, çocuğuma zarar veren kişiler onlardır. Şimdiye kadar bulaş dediniz ancak tam 16 aydır araştırdınız, bulaş çıkmadı’ dedim. 195 kişiye bakmışlar ancak bir sonuç çıkmadı. Yani belli ki bu bir cinayet. O kadar darp izleri var sırtında, kızımın boğazına zarar vermişler. Bunun da dışında atletinde kan izine rastlanıyor. Bir kadının atletinde kan ne geziyor? Hem de başka bir kadına ait. Demek ki bu belli ki o kadın da aracı olmuş. DNA’lar ne kadar önemli ise o kan da o kadar önemli çünkü bu bir kanıttır. Cinayeti işaret ediyor, bunların araştırılması lazım.”

Rojin Babasıyla

“CİNAYETİ ÖRTBAS MI EDİYORLAR?”

Bakanlıktan beklentilerinin bir an önce olayın çözüme kavuşması olduğunu söyleyen acılı baba, “Aklıma başka şeyler geliyor. Acaba diyorum Van'da olan şeyleri Bakanlığa bildirmediler ve gizliyorlar mı? Çünkü devlet dese her şey halledilir. Van'daki yönetim, büyükler yapmış ne varsa. Gizli saklı yapmışlar, Bakanlığa bildirmemişler birçok şeyi. Mesela kamera kayıtlarını biz de istiyoruz, diyoruz ‘kamera kayıtlarını bize de verin, ben ailesiyim, babasıyım’. O kameraların bir tanesine bozuk diyorlar. Bir tanesi bozuksa diğeri nerededir? Onun görüntülerini alın. Çok sıkıntı var, her tarafta sıkıntı vardır. İnsanın aklına ne gelecek? Örtbas geliyor.” dedi.

Uzman Çavuş: En önde şehit oldular, en arkada unutuldular
Uzman Çavuş: En önde şehit oldular, en arkada unutuldular
İçeriği Görüntüle

“BÜTÜN OKLAR REKTÖRÜ GÖSTERİYOR”

Olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığının altını çizen Kabaiş, şunları söyledi:

“Birilerinin akrabası olabilir ya da görevlilerden birileri olabilir. Çünkü 2 kişiden sürekli bahsediliyor. Onun için örtbas ediyorlar. Üniversitenin ismi kötü olmasın, yurdun ismi kötü bilinmesin diye. Bir de söylentiler var benim duyduğum kadarıyla kendim gittim araştırdım ve yan köye sordum. Herkes aynı şeyi söylüyor. Diyorlar ki ‘rektörün yeğenleri daha önce de gitmiş buradaki genç kızları rahatsız etmişler’. Yani bir rektör orada, eğer böyle bir şey olursa, yeğenini korursa, insanın aklına her şey geliyor. Yakın köyde de sordum, aynı şekilde diyorlar. Otopsi odasına da geldi rektör. Onun orada ne işi vardı. 8 saat sürdü otopsi, oradan hiç ayrılmadı, yanımıza da gelmedi. Cenaze morgdan çıktı, madem Rojin için gelmişti, düşecekti ambulansın önüne gelecekti Diyarbakır’a. Bu görevini de yapmadı orada, çok şüphe çekti o rektör. Bütün oklar şu anda onu gösteriyor. Bir de Molakasım'ın bir yukarısında onların köyü var. İran’dan gelen küçük bir aşiret. Öyle kötü ayakları var hatta rektörün kendi kötü ayakları var. Hatta bazı bulgular var, o da öğretmenleri rahatsız etmiş, öğrencileri rahatsız etmiş. Onun için diyorum ki hem rektörün akrabasının hem de rektörün DNA’sına bakılsın.”

Baba Adalet

“50 SENE DE GEÇSE BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM”

Kabaiş kızı Rojin'in şüpheli ölümünün bir an önce aydınlatılmasına ilişkin yetkililere şu sözlerle çağrı yaptı:

“Devlet büyüklerinden rica ediyorum. Özellikle Cumhurbaşkanından, MHP Genel Başkanından, diğer partilerde herkesten rica ediyorum. Bu katiller niye bulunmuyor, bu dosya niye aydınlanmıyor? Biz ailece hepimiz çok acı çekiyoruz. 16 aydır elimiz iş tutmuyor. Biz akrabamızın desteğiyle geçiniyoruz. Bir sefer işe gittim 12 gün zor durabildim. Yani gece gündüz aklımızda çıkmıyor çok zor. Vicdanlı bir insan olsa elini vicdanına koyar, ‘bu kız gençti, okumaya gitti, neden böyle oldu diye sorgular’. Her partiye, her partinin vekiline kapım açık. Çünkü sorumluları bulmak ve yargılamak hepsinin görevi. Belki zengin olsam, bilinen bir insan olsam bu olay çoktan çözülürdü. Ancak şimdi bizi sahipsiz bıraktılar. Ne gerekirse ben mücadele edeceğim, geri adım atmayacağım. Aradan 50 sene de geçse, ben bu işin peşini bırakmayacağım. Bu ileride benim canıma da mal olabilir, çünkü büyük bir acı. Kızım katlediliyor ve katilleri bulunamıyor...”

“AK PARTİ VE MHP KAPIMIZI HİÇ ÇALMADI”

Kızının katillerinin bulunması için kendisine destek verenlerin en çok kadın hakları dernekleri ve gazeteciler olduğunu belirten Kabaiş, “Sağ-Sol farketmeksizin bütün partiler evimize geldi, acımızı paylaştı. 2 parti hariç diğerleri geldi. Bunlar AK Parti ve MHP. Biz iki parti ile görüşmek için Meclis’e de gittik, ‘bize sahip çıkın, bizi yalnız bırakmayın, çocuğumuzu katlettiler’ dedik. ‘Biz çalışıyoruz gereken yapılıyor’ şeklinde geri dönüş oldu. 3 gün önce TOKİ’ye anahtar teslimi için AK Parti Grup Başkanvekili geldi, hemen konuşmaya gittim. Bugüne kadar neden hiç kapımızı çalmadıklarını sordum. Daha sonra numaramı aldı ve beni İçişleri Bakanı ile görüştüreceği yönünde söz verdi.” ifadelerini kullandı.