Özel Haber: Tevhide İrem Zorlu
Fotoğraf: Ebru Şahin
Günümüzde küçülen dünyada İngilizcenin Türkçe üzerinde ciddi bir tahakkümü oluştu. Türkçede yabancı kelime kullanımı ve gençlerin dil alışkanlıkları son yıllarda akademisyenler ve uzmanlar tarafından sıkça tartışılan konular arasında yer alıyor. Uzmanlar sosyal medya ve küreselleşmenin etkisiyle günlük konuşma diline İngilizce kökenli birçok kelimenin girdiğine dikkat çekiyor.
YOZLAŞMA ARTIYOR
Sadece kişiler değil önemli yazarların bile eserlerinde moda ifadeler kullandığına ve dildeki yozlaşmanın ilerlediğine dikkat çeken Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Fahri Temizyürek, "Kültürel yozlaşma gittikçe ilerliyor. Günümüzde küçülen dünyada özellikle İngilizcenin dilimiz üzerinde ciddi bir tahakkümüyle karşı karşıyayız. Bu dildeki yozlaşmanın şekle bürünmüş halidir. Biraz moda ifadelerdir gelir geçer ama günlük konuşma becerimizde, edebi eserlerimizde bu tür olumsuz kelime hazinelerini kullanan yazarlarla bile karşılaşabiliyoruz” dedi.

Türkçenin zengin bir dil olduğuna dikkat çeken Temizyürek, dilin sahip olduğu kelime hazinesinin oldukça geniş olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Yüz binlerce kelimeyi bünyesinde bulunduran UNICEF verilerine göre de dünyanın en önemli beşinci dilidir Türkçe. Binlerce kelime, deyim ve atasözü vardır"
GENÇLER “GHOSTLAMAK” SORUYOR, DİL YOZLAŞIYOR
Son dönemde kamuoyunda da gençlerin kullandığı bazı yabancı kökenli ifadeler gündeme geldi. Televizyon programında bir izleyicinin İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu’na “Ghostlamak günah mı?” şeklinde soru yöneltmesi, gençler arasında İngilizce kökenli ifadelerin günlük konuşma dilinde ne kadar yaygınlaştığını ve yozlaşmanın arttığını gösteren örneklerden biri olarak dikkat çekmişti.

ÇÖZÜM: KÜÇÜK YAŞTA OKUMA ALIŞKANLIĞI
Dil yozlaşmasının önüne geçebilmek için de tavsiyede bulunan Temizyürek, şunları söyledi:
Bunların önüne geçmenin en doğru yolu gençlerde okuma bilincini oluşturmak ve geliştirmektir. Günlük konuşma dilinde kullandığımız kelime sayısı sınırlıdır ama 30 bine yakın kelimeden oluşan edebi eserlerimiz de vardır. Biz Türk Edebiyatı’nın klasik olarak nitelendirilen eserlerini ilk öğretimden itibaren yaşına uygun bir şekilde düzenli olarak gençlere, çocuklarımıza okutmalıyız.
"HER KELİMEYE EŞ DEĞER KELİME VAR"
Özellikle gençlerin kullandığı bazı ifadelerin dil bilgisi kurallarına da uymadığını belirten Temizyürek, bu tür kullanım biçimlerinin çoğu zaman geçici olduğunu dile getirerek, “Biz bunlara moda ifadeler diyoruz , gençlerin dil bilgisi kural ve kaidelerine uymayan ifade şekilleri var. Bunlar moda ifadeler olduğu için gelir geçer ama dikkatli olmalarında ve kullanmamalarında fayda var. Dilimizde her kelimeye eş değer kelime zaten var" ifadelerini kullandı.
EBEVEYNLER HAREKETE GEÇMELİ
Okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazanılması gerektiğini belirten ve burada görevin ebeveynlere düştüğünü söyleyen Temizyürek, "Okuma alışkanlığı ve sevgisi çok küçük yaşlarda başlar. Örgün öğretim bir birey için çok geç bir zaman dilimidir. Burada iş ebeveynlere düşüyor. Bu da hiç şüphesiz kelime haznesinin gelişmesini sağlayacaktır. Okumanın yerini hiçbir şey tutmaz. Çağımız teknoloji çağı ama yine kitaplar basılıyor" dedi.
Prof. Dr. Fahri Temizyürek, Türkçenin zengin söz varlığının korunması ve doğru kullanımının yaygınlaşması için özellikle küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığının kazandırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.





