Sanayileşmenin hızla arttığı bölgelerde nehirler, uzun yıllardır ağır metal kirliliğiyle mücadele ediyor. Kurşun, kadmiyum ve benzeri metaller yalnızca suyu zehirlemekle kalmıyor; besin zincirine girerek insan sağlığını da doğrudan tehdit ediyor. Bu küresel soruna karşı geliştirilen yeni bir yöntem ise klasik arıtma tesislerinden çok farklı bir yaklaşıma dayanıyor: canlı bitkiler.
Güney Koreli araştırmacılar, eğrelti otunun doğal özelliklerinden yararlanarak nehirlerden ağır metalleri uzaklaştıran yenilikçi bir biyoreaktör sistemi geliştirdi. Bu sistem, yüksek teknolojiye dayalı pahalı altyapılar yerine, doğanın kendi arıtma gücünü merkeze alıyor.
EĞRELTİ OTU NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?
Bilim insanlarına göre bazı eğrelti otu türleri “hiperakümülatör” bitkiler arasında yer alıyor. Bu bitkiler, kökleri aracılığıyla metal iyonlarını aktif şekilde emiyor ve bunları yaprak ve dokularında depolayabiliyor. Araştırmacılar da tam olarak bu özelliği kullanarak, suyun sürekli aktığı yüzeyler üzerine modüler biyoreaktörler kurdu.
Bu modüllerde eğrelti otu kökleri ile biyokömür bir arada kullanılıyor. Biyokömür, metal iyonlarını bağlama kapasitesini artırırken, bitkiler de metalleri canlı bir filtre gibi sudan çekip alıyor. Böylece nehir suyu, doğal bir süreçle temizlenmiş oluyor.
NASIL ÇALIŞIYOR?
“Eğrelti otu biyoreaktörü” olarak adlandırılan sistem, nehir akışını kesmeden çalışabilecek şekilde tasarlandı. Su, modüllerin içinden geçerken ağır metaller kökler tarafından tutuluyor. Sistem enerjiye neredeyse hiç ihtiyaç duymuyor ve bakım gereksinimi oldukça düşük. Bu yönüyle özellikle kırsal alanlar ve sanayi bölgelerine yakın yerleşimler için uygulanabilir bir çözüm olarak görülüyor.
SAĞLIK VE ÇEVRE AÇISINDAN KRİTİK
Ağır metallerin uzun süreli maruziyeti; böbrek yetmezliği, sinir sistemi hasarı ve çocuklarda gelişim bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Eğrelti otu temelli bu sistem, kirliliği kaynağında tutarak hem ekosistemi hem de insan sağlığını korumayı amaçlıyor. Uzmanlar, bu yöntemin özellikle içme suyu havzaları için büyük bir potansiyel taşıdığı görüşünde.
DÜŞÜK MALİYET, SÜRDÜRÜLEBİLİR ETKİ
Geleneksel arıtma tesisleri yüksek maliyetleri nedeniyle her bölgede uygulanamıyor. Oysa bu biyoreaktör sistemi, düşük kurulum ve işletme maliyetiyle dikkat çekiyor. Ayrıca sanayi tesislerinin çevresinde “yaşayan filtre kuşakları” oluşturularak, kirliliğin nehir sistemlerine ulaşmadan önlenmesi mümkün olabiliyor.
ATIKTAN KAYNAĞA
Hasat edilen eğrelti otları ise yalnızca atık olarak görülmüyor. Bitkilerde biriken metaller, güvenli yöntemlerle geri kazanılabiliyor. Böylece çevresel bir sorun, aynı zamanda ekonomik bir değere dönüştürülmüş oluyor. Bu yaklaşım, döngüsel ekonomi anlayışının çevre teknolojilerindeki somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mustafa Öztürk, doğa temelli çözümlerin iklim krizi ve çevre kirliliğiyle mücadelede giderek daha fazla önem kazandığını belirtiyor. Uzmanlara göre, gelecekte nehirleri temizlemek için dev makineler yerine bitkilerin kullanıldığı sistemler yaygınlaşabilir.
Eğrelti otu biyoreaktörleri, “doğa kendi kendini temizleyebilir mi?” sorusuna güçlü bir bilimsel yanıt sunuyor. Bu yaklaşım, çevre dostu teknolojilerin geleceğine dair umut verici bir tablo çiziyor.
Eğrelti Otu İle Ağır Metal Giderimi
— Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK (@ozturk_mustafa) February 9, 2026
Güney Koreli eğrelti otu bilimcileri, nehirlerden ağır metalleri uzaklaştıran eğrelti otu biyoreaktörleri geliştirdi. Kore'nin sanayi bölgelerinde, eğrelti otuna dayalı bir sistem, canlı mıknatıslar gibi nehir suyundan kurşun, kadmiyum ve… pic.twitter.com/OZPWxIy14C





