Kış aylarında artan soba ve kombi kullanımı, karbonmonoksit zehirlenmesi riskini yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, özellikle şiddetli rüzgârın etkili olduğu günlerde baca tepmesi sonucu karbonmonoksit gazının yaşam alanlarına sızabileceğine dikkat çekti.
Renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olan karbonmonoksit (CO), doğal gaz, kömür ve odun gibi yakıtların tam yanmaması sonucu ortaya çıkıyor. Bu nedenle fark edilmesi oldukça güç olan gaz, kısa sürede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
OKSİJENİN YERİNİ ALIYOR
Karbonmonoksit, kandaki hemoglobine oksijenden yaklaşık 250 kat daha güçlü bağlanıyor. Bu durum, dokulara oksijen taşınmasını engelliyor. Sonuç olarak anemi, hipoksi ve ileri vakalarda asfiksi gelişebiliyor.
Uzmanlara göre karbonmonoksit zehirlenmeleri çoğu zaman kişinin ne olduğunu anlayamadan, hatta uykuda meydana geliyor.
ERKEN BELİRTİLER HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, halsizlik ve sersemlik en sık görülen erken belirtiler arasında yer alıyor. Maruziyet devam ettiğinde bilinç kaybı, kalp ritim bozuklukları ve solunum yetmezliği gelişebiliyor.
Prof. Dr. Öztürk, bebekler, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin çok daha hızlı ve ağır etkilenebileceğini vurguladı.
RÜZGÂRLI GÜNLERDE DAHA DİKKATLİ OLUNMALI
Şiddetli rüzgâr, bacalarda geri tepme yaparak zehirli gazın iç mekâna dolmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, düzenli baca temizliği yapılması, soba ve kombi bağlantılarının kontrol edilmesi ve mümkünse karbonmonoksit dedektörü kullanılması gerektiğini hatırlatıyor.
Kış aylarında artan karbonmonoksit vakalarına karşı erken önlem almak, hayati riskleri önlemenin en etkili yolu olarak gösteriliyor.




