Çocukların korunması, istismar ve ihmalle mücadele ile kayıp çocuklar meselesi Türkiye’de uzun süredir tartışılan ancak çözülemeyen başlıklar arasında yer alıyor. Gazeteci-yazar Nazan Öçalır konuları ele aldığı kapsamlı değerlendirmesinde hem ailenin hem de devletin sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kaldığını vurguladı.
Öçalır, çocuk kavramının hukuki tanımından başlayarak devletin hangi koşullarda çocukları koruma altına alması gerektiğini, Türkiye’deki istatistiklerin neyi gösterip neyi gizlediğini ayrıntılarıyla anlattı.
Hukuka Göre Çocuk Kimdir?
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dikkat çeken Öçalır, Türkiye’nin de 1995 yılında yürürlüğe koyduğu sözleşmeye göre 18 yaşına kadar her bireyin çocuk kabul edildiğini hatırlattı. Medeni Kanun’a göre ise çocuğun bakım, korunma ve eğitiminden öncelikle anne ve babanın sorumlu olduğunu ifade etti.
Sorumluluğun devlet tarafından denetlenmesi gerektiğine işaret eden Öçalır, “Aile görevini yapmadığında devlet devreye girmek zorundadır. Devlet de görevini yapmazsa, bu kez toplum ve insanlık vicdanı harekete geçer” değerlendirmesinde bulundu.

Devlet Hangi Durumlarda Çocuğu Ailesinden Alır?
Öçalır’a göre korunmaya muhtaç çocuk tanımı oldukça geniş. Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi tehlikede olan, ihmal veya istismara uğrayan, suça sürüklenen ya da suç mağduru olan çocuklar devlet korumasına alınabiliyor.
Bu kapsamda devlet çocukları çocuk evleri, çocuk evleri siteleri, yetiştirme yurtları, koruyucu aile ve sosyal-ekonomik destek programları aracılığıyla koruyor. Öçalır, uygun koşullarda evlat edinme seçeneğinin de gerektiğinde devreye girdiğini söyledi.
Kayıp Çocuk Sayısı İki Katına Çıktı
TÜİK verilerine dayanan istatistikler ise tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. Öçalır’ın paylaştığı bilgilere göre 2015 yılında kaybolup bulunan çocuk sayısı 9 bin 541 iken söz konusu rakam 2024’te 18 bin 561’e yükseldi. Yaklaşık yüzde 100’lük artış sorunun büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Asıl kritik sorunun istatistiklerin dışında kalan çocuklar olduğunu vurgulayan Öçalır, şu soruları gündeme taşıdı:
“Emniyete kayıp olarak bildirilen çocukların kaçı gerçekten ailesine teslim edildi? Kaçı hayatını kaybetti, kaçı yurt dışına kaçırıldı, kaçı devlet korumasına alındı? Sokakta yaşayan, dilencilik yapan, mendil satan çocukları bu tabloda nereye koyacağız?”





