ÖZEL HABER: BERFİN TÜREGÜN
87 milyona yakın Türkiye’de, icra takibine alınan vatandaş sayısı 25 milyona ulaştı. Yani Türkiye’de güncel olarak ortalama 3,5 kişiden biri icra takibinde. Gelinen noktada iflastan kaçmak isteyen şirketlerin başvurduğu konkordato sayısında da tarihi artışa neden oldu. Esnaflar da benzer bir durum ile karşı karşıya. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) 2025 yılında 120 bin 423 esnafın iş yeri kapattığını açıkladı. Yaşanan bu rekor artışı Türk Havadis’e değerlendiren Avukat Hilal Mert’e göre, kamuoyunda sıkça dile getirildiği gibi icra hukukunun işlemez hale gelmesinden kaynaklanmıyor, asıl neden ödeme gücündeki kayıp.
VATANDAŞ ÖDEYEMİYOR, BORÇ BİRİKİYOR
Asıl tablonun, vatandaşların ve şirketlerin ciddi bir ödeme gücü kaybı yaşaması olduğunu vurgulayan Avukat Hilal Mert, “İnsanlar borçlarını ödemek istemediği için değil, çoğu zaman ödeyemediği için icra süreciyle karşı karşıya kalıyor. Alacaklı da mağdur, borçlu da.” dedi.
Ekonomik daralma nedeniyle borçluların ödeme stratejilerinin de değiştiğini belirterek şunları söyledi:
“Birçok kişi mümkün olduğunca borcunu geciktiriyor, ‘ne kadar geç ödersem o kadar iyi’ düşüncesiyle hareket ediyor ve icra takibi başlatılmasını göze alıyor. Bu süreçte hem zaman kazanıyor hem de çoğu zaman indirim talep ederek daha düşük tutarlarla ödeme yapmaya çalışıyor. Ödeme gücü varsa da bunu ‘ne kadar geç ödersen o kadar iyi olur’ mantığı.”
EN SIK BAŞVURULAN YÖNTEM: MAAŞ HACZİ
İcra takibi sürecinde borçlunun üzerine kayıtlı taşınır ya da taşınmaz bulunmaması halinde maaş haczinin en sık başvurulan yöntem haline geldiğini aktaran Mert, uygulamanın sahada büyük ölçüde bu şekilde işlediğini söyledi. Emekli maaşlarına rıza olmadan haciz konulamadığını da hatırlatarak, aktif olarak çalışan borçlular için ise maaşın dörtte biri oranında kesinti yapıldığını belirtti.
REFAH SEVİYESİ ARTARSA İCRA SAYISINDA DÜŞÜŞ OLUR
Borç yükünün artmasının yalnızca bireysel borçlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Hilal Mert, kredi kullanımının yaygınlaşması ve çoklu borçlanmanın yaygın bir hale gelmesinin de borç sarmalını derinleştirdiğini ifade etti.
Hem ekonomik kriz hem de borçlanma sayısının icra takiplerini besleyen temel unsurlar olduğunu da söyleyen Mert, icra dosyalarındaki düşüşün ancak refah seviyesinin artması ve ödeme kolaylığının sağlanmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
‘BORÇ AFFI’ OLACAK MI?
Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “borç affı” beklentilerine de açıklık getiren Mert, icra dosyaları açısından genel bir affın hukuken mümkün olmadığını vurguladı. “Burada şahsilik ilkesi geçerli. Alacaklı da bir vatandaş ya da şirket ve kendi alacağından vazgeçmek zorunda bırakılamaz. Ancak alacaklı ile borçlu arasında özel bir uzlaşma olursa, bu bireysel bir tercih olabilir. Genel bir borç affı söz konusu değildir.” dedi.





