Türkiye’de artan kira fiyatları ve satılık konut bedelleri nedeniyle “konut krizi” tartışmaları sürerken, resmi istatistikler üzerinden yapılan yeni bir değerlendirme farklı bir tabloya işaret etti. Akademisyen Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner’in paylaştığı analizde, toplam konut stoku ile hane sayısı arasındaki makasın oldukça açık olduğu ve sorunun salt arz eksikliğiyle açıklanamayacağı vurgulandı.

TÜRKİYE’DE KONUT SAYISI İLE HANE SAYISI ARASINDA BÜYÜK FARK

Paylaşılan hesaplamaya göre Türkiye’de toplam konut sayısı 41,3 milyon seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık toplam hane sayısı ise yaklaşık 26,6 milyon düzeyinde. Basit projeksiyonla iki veri arasındaki farkın 14 milyonu aştığına dikkat çekiliyor.

Bu tablo, yüzeysel olarak bakıldığında ülkede konut stokunun hane sayısından fazla olduğuna işaret ediyor. Ancak uzmanlara göre bu fark, barınma sorununun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

“SORUN KONUT SAYISI DEĞİL, ANAHTARA ERİŞİM” YORUMU

Değerlendirmede öne çıkan temel vurgu, meselenin bina sayısından çok erişilebilir konut miktarı olduğu yönünde. Boş tutulan daireler, yatırım amaçlı alınan konutlar, kısa dönemli kiralamaya ayrılan stok ve fiyatı gelir düzeyinin çok üstünde kalan konutlar nedeniyle gerçek kullanım arzının daraldığı belirtiliyor.

Aynı şehirde çok sayıda boş daire bulunmasına rağmen kiralık konut bulamayan hanelerin artması, “arz krizi” yerine “erişim krizi” kavramını öne çıkarıyor.

KONUT KRİZİ Mİ, ALIM GÜCÜ KRİZİ Mİ?

Analizde, konut piyasasındaki asıl kırılmanın fiyat–gelir dengesinin bozulması olduğuna dikkat çekiliyor. Yüksek faiz, krediye erişim zorluğu ve hızlı fiyat artışları nedeniyle konutun barınma ihtiyacından çok yatırım aracına dönüştüğü ifade ediliyor.

Altın durdurulamıyor: Piyasalarda rekor üstüne rekor geldi
Altın durdurulamıyor: Piyasalarda rekor üstüne rekor geldi
İçeriği Görüntüle

Bu durum, özellikle büyük şehirlerde konutun fiziksel olarak var olmasına rağmen geniş kesimler için fiilen ulaşılamaz hale gelmesine yol açıyor.

YENİ DÖNEMDE POLİTİKA TARTIŞMASI DERİNLEŞEBİLİR

Ortaya konan veriler, konut politikalarında yalnızca yeni üretime odaklanmanın yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Uzmanlar; boş konutların ekonomiye kazandırılması, kiralık stokun artırılması ve erişilebilir fiyatlı konut modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor.

Konut tartışmasının önümüzdeki dönemde “kaç konut var?” sorusundan çok, “kim erişebiliyor?” sorusu etrafında şekillenmesi bekleniyor.