İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” panelinde iklim krizi, kuraklık ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ele alındı. Yaklaşık 8 saat süren toplantıda İzmir’in su politikaları, yeraltı suyu kullanımı, tuzlanma riski ve alternatif su üretim yöntemleri tartışıldı.
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile İZSU iş birliğinde ve Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje kapsamında düzenlenen panel, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Panelde; İzmir’in su kaynakları, kıyı bölgelerinde artan tuzlanma riski, yeraltı sularının izlenmesi ve alternatif su üretim yöntemleri bilim insanları ve uzmanlar tarafından değerlendirildi. İlk oturumda İzmir’in su durumu ve tuzlanma konusu ele alınırken, ikinci oturumda kentsel drenaj ve metropollerde su yönetimi başlıkları tartışıldı.
“Barajlarda böyle bir tablo görülmemişti”
İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, açılış konuşmasında iklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Erdoğan, son yılların en düşük yağışlarından birinin yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ekim, kasım ve aralık aylarında İzmir’e beklediğimiz yağışlar gelmedi. 1998’den bu yana bu üç ayda böyle düşük yağış görülmemişti. Bu nedenle yılbaşı gecesi su arzını sağlamakta büyük zorluk yaşadık. Ancak aldığımız önlemler ve yeni kaynakların devreye alınmasıyla kentin su ihtiyacını karşılamayı başardık.”
İzmir’in suyu büyük oranda kuyulardan
Erdoğan, İzmir’in su temin sisteminin Türkiye’deki diğer büyük kentlerden farklı olduğuna dikkat çekti. İstanbul ve Ankara’da içme suyunun büyük bölümü barajlardan sağlanırken İzmir’de suyun yaklaşık yüzde 60’ı yeraltı kuyularından, yüzde 40’ı ise barajlardan temin ediliyor. Kent genelinde yaklaşık 1600 su kuyusu bulunduğunu belirten Erdoğan, kıyı bölgelerinde 318 kuyuda tuzlanma riski bulunduğunu söyledi.
Tuzlanma ve yeraltı suyu kullanımı uyarısı
İYTE Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Gündüz, aşırı yeraltı suyu çekiminin tuzlanma riskini artırdığını belirtti. Gündüz, ters ozmoz gibi teknolojilerle tuzlu suyun arıtılabileceğini ancak enerji, işletme maliyetleri ve atık yönetimi gibi konuların dikkatle planlanması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. M. Tolga Esetlili ise tuzlanmanın yalnızca su kalitesini değil tarımsal üretimi de etkilediğini belirtti. Esetlili, salma sulama yönteminin terk edilmesi gerektiğini belirterek basınçlı sulama sistemlerine geçiş ve sulama altyapısının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Metropollerde su yönetimi daha zor
Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu ve Prof. Dr. Celalettin Şimşek de panelde kentlerde artan nüfus ve iklim değişikliğinin su yönetimini zorlaştırdığına dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle yağış rejimindeki değişimlerin altyapı planlamasını doğrudan etkilediğini ve veri temelli su yönetiminin büyük şehirlerde kritik hale geldiğini ifade etti.
Panelde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun kuraklık döneminde aldığı önlemlere ilişkin veriler de paylaşıldı. Sunumlarda: Gece saatlerinde planlı su kesintileri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali, kademeli su tarifesi gibi uygulamalar sayesinde 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlandığı belirtildi. Ayrıca kent merkezinde kayıp-kaçak oranının 2024’te yüzde 27,17’den 2025’te yüzde 24,80’e düştüğü, bu iyileşmeyle yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sisteme geri kazandırıldığı açıklandı.