Gazeteci Abdi İpekçi’nin öldürülmesinin üzerinden 47 yıl geçti. Cinayetin yıldönümünün hemen ardından, Abdullah Çatlı’yı merkezine alan bir filmin vizyona girmesi, Türkiye’nin kapanmayan dosyalarından birini yeniden gündeme taşıdı. İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, yıllardır süren adalet arayışını ve bu filmin kendisinde yarattığı duyguları anlattı.
“BABAM ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ”
Nükhet İpekçi’ye göre asıl eksiklik, verilen ya da verilmeyen cezaların ötesinde. Sorun, cinayetin bütün boyutlarıyla resmî olarak tanımlanmamış olması.
“Net, açık ve hakikate dayanan bir devlet kaydı olmadıkça bizler hâlâ yarım bırakılmış bir adaletin içinde yaşıyoruz” diyen İpekçi, cezasızlığın yıllar içinde kurumsallaştığını vurguluyor.
CİNAYET GECESİ: 70 METRELİK KARANLIK
1 Şubat 1979’dan bir gün önce Abdi İpekçi, Ankara’da siyasi temaslar yürüttü, İstanbul’a döndü ve Milliyet’te son dosyalarını inceledi. Akşam saatlerinde Nişantaşı’ndaki evine doğru yola çıktı. Evinin yalnızca 70 metre uzağında otomatik silahla açılan ateşle öldürüldü.
TETİKÇİLER YARGILANDI, HAKİKAT YARGILANMADI
Cinayetin faili olarak yakalanan Mehmet Ali Ağca, ifadelerini değiştirdi, cezaevinden firar etti. Ancak dosyanın arka planı hiçbir zaman bütünlüklü biçimde ortaya konulmadı.
“KAHRAMAN KATİLLER RESMİGEÇİDİ”
İpekçi, yıllar içinde cinayetlerle adı anılan kişilerin toplumda görünür ve dokunulmaz hale gelmesini “şiddetin normalleştirilmesi” olarak tanımlıyor.
FİLM TARTIŞMASI: YENİ BİR TRAVMA
Abdullah Çatlı’yı merkezine alan film, Nükhet İpekçi’ye göre geçmişle yüzleşmek yerine onu parlatan bir anlatı kuruyor:
“Demek şimdi de filmini izleyeceğiz…”
BU BİR GLADIO CİNAYETİ MİYDİ?
Cinayetin ardındaki yapılar, kontrgerilla iddiaları ve devlet içindeki karanlık ilişkiler hâlâ resmî olarak açıklanmış değil. İpekçi, arşivlerin açılmasını ve bağımsız bir inceleme kurulunu işaret ediyor.





