CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de kadınların şiddete karşı korunmasında devlet mekanizmalarının yetersiz kaldığını savundu. Bakan, açıklamasında özellikle koruma kararı bulunan kadınların hayatını kaybettiğini ve KADES uygulamasının etkinliğinin sınırlı olduğunu ifade etti.

Devlet Bahçeli: Kürtler satılık değildir, kiralık değildir
Devlet Bahçeli: Kürtler satılık değildir, kiralık değildir
İçeriği Görüntüle

"KADINLAR KORUNAMIYOR!"

Bakan, “Koruma kararları kağıt üzerinde kalıyor, KADES işlemiyor, kadınlar korunamıyor” diyerek, sorumluluğun İçişleri Bakanlığı’nda olduğunu belirtti. Bakan, 2024’te 394, 2025’te ise 391 kadının öldürüldüğünü, bunlardan 253’ünün evlerinde katledildiğini vurguladı.

"KADES REKLAM ARACI MI, KORUMA MEKANİZMASI MI?"

Açıklamasında KADES uygulamasının yalnızca görünür bir araç olduğunu, sonuç üretmediğini savunan Bakan, sistemdeki tasarım açıkları ve kayıtsızlık nedeniyle kadınların yeterince korunamadığını belirtti. Ayrıca, elektronik kelepçe sisteminin yaygın kullanılmadığını ve faillerin ateşli silahlara erişiminin engellenmediğini dile getirdi. Bakan'ın sözleri dikkat çekti:

“KADES 8 milyon 900 binden fazla kez indirildi. Fakat bu rakam, devlete güveni değil; korunma ihtiyacının ne denli kritik boyutlara ulaştığını gösterir. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından geçen 4 yılda bin 443 kadın öldürüldü, KADES yaygınlaşmaya devam etti. İhbarların ortalama yarısı 'asılsız' çıktığı için kaynaklar verimli kullanılamıyor; sistem tıkanıyor. Akıllı telefonu olmayan ya da telefona el konulan kadınlar uygulamaya erişemiyor. Bu temel tasarım açığı 8 yılda kapatılmadı. Müdahale süresi standarda bağlanmamış; performans ölçümü yapılmıyor. KADES, İçişleri Bakanlığı'nın bu alanda attığı en somut adımdır. Ancak adımın büyüklüğü, sonuçla ölçülür. Kadın cinayetlerinin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığı bir tabloda uygulama başarısından söz etmek mümkün değildir. KADES reklam aracı mı? Koruma mekanizması mı?”

"BU BİR TERCİH DEĞİL; DEVLETİN ANAYASAL YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR"

Bakan, kolluk birimlerinin çoğu zaman kadın şikâyetlerini “aile içi mesele” olarak değerlendirdiğini, verilerin şeffaf biçimde paylaşılmadığını ve sorumluların hesap vermediğini kaydetti. Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğundaki en kritik başarısızlık, verilen koruma kararlarının sahadaki karşılığının olmaması. Devlet bir yandan kadına tehlike altında olduğunu söyleyip tedbir kararı veriyor; öte yandan o kararı uygulatacak mekanizmayı işletmiyor. 2024 yılında 28 kadın, aktif koruma kararı olmasına karşın hayatını kaybetti. 2024'ün yalnızca ilk 6 ayında 16 kadın tedbir kararı sürerken öldürüldü. Uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde denetlenmesi ve ihlallerin raporlanması için sistematik bir mekanizma bulunmuyor. Karar ihlalleri çoğunlukla mağdurun şikâyetine bırakılıyor; kolluk, ihlali re'sen takip etmiyor. Serpil Erfındık ve Hülya Şellavcı davaları bu ihmallerin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu gözler önüne sermiştir. Koruma kararını uygulamakla yükümlü olan kolluk görevlileri hesap vermek zorundadır. Bu bir tercih değil; devletin anayasal yükümlülüğüdür.”

ELEKTRONİK KELEPÇE VE SİLAH KONTROLÜ YETERSİZ

Bakan, uzaklaştırma kararlarının etkin uygulanmasında elektronik kelepçenin yeterince kullanılmadığını belirtti. Faillerin izlenmesi hâkim takdirine bırakıldığını ve silah erişiminin engellenmediğini vurguladı. 2024’te kadın cinayetlerinde en yaygın yöntem ateşli silahlar olurken, caydırıcılık sağlanamadığını kaydeden Bakan, koruma kararı ile elektronik izleme uygulamasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

"VERİ OLMADAN HESAP SORMA OLMAZ"

Kadın cinayetlerine ilişkin verilerin İçişleri Bakanlığı tarafından düzenli olarak paylaşılmadığını belirten Bakan, verilerin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla kamuoyuna ulaştığını, resmi istatistiklerin bulunmadığını vurguladı. Açıklamasında, “Kadın cinayeti verilerini bugün kamuoyuyla sistematik biçimde paylaşan, İçişleri Bakanlığı değil; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi sivil toplum kuruluşları. Bakanlık bu verileri ne düzenli tutuyor ne de kamuoyuyla paylaşıyor. Aylık kadın cinayeti ve şüpheli ölüm verisi bakanlık tarafından yayımlanmıyor. Şüpheli kadın ölümlerinin soruşturma sonuçları kamuoyuyla paylaşılmıyor. Koruma kararı uygulama oranlarına ilişkin resmi istatistik bulunmuyor. Veri olmadan hesap sorma olmaz; hesap sorma olmadan sorumluluk olmaz.” ifadesi yer aldı.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ SUNDU

Bakan, çözüm önerilerini de açıkladı: Koruma kararlarının denetlenmesini sağlayacak dijital takip sistemi kurulacak, elektronik kelepçeler yaygınlaştırılacak ve KADES acil müdahale sistemi yeniden yapılandırılacak. Ayrıca, koruma kararı olan bir kadının öldürülmesi durumunda sorumlu kolluk görevlileri hakkında otomatik idari ve adli soruşturma başlatılacak.

"YÖNETEMEDİĞİNİZİN HESABINI VEREMEZSİNİZ"

Bakanlığın söz konusu durumlara ilişkin oranları aylık olarak yayımlaması gerektiğine vurgu yapan Bakan, şu ifadeleri ile şeffaflığa dikkat çekti:

“İçişleri Bakanlığı, kadın cinayeti verilerini, şüpheli ölüm soruşturma sonuçlarını ve koruma kararı uygulama oranlarını aylık olarak yayımlamakla yükümlü olacak. Sayamadığınız şeyi yönetemezsiniz; yönetemediğinizin hesabını veremezsiniz.”