Balkanlar, Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca şekillendirdiği kültürel ve sosyal dokusuyla Türk ve Müslüman toplulukların merkezi olmuştu. Ancak Osmanlı’nın çekilmesi ve sonrasında kurulan Yugoslav Krallığı ile sosyalist Yugoslavya rejimi, bölgede yaşayan Türkler ve Müslümanlar için yeni tehditler doğurdu. Bu süreçte Balkan Türkleri yalnızca toprak kaybı ve göçlerle değil, aynı zamanda kültürel asimilasyon ve siyasi baskılarla da karşı karşıya kaldı. İşte bu zor koşullar, Makedonya’da Yücel Teşkilatı’nın doğmasına yol açtı.
MAKEDONYA TÜRKLERİNİN MİLLİ DEĞERLERİNİ KORUMAK TEK AMAÇLARIYDI
Yücelciler, müderris, öğretmen, hukukçu, esnaf ve aktivist gibi farklı meslek gruplarından oluşan heterojen bir yapıya sahipti. Amacı, Makedonya Türklerinin millî ve manevi değerlerini korumak, Türk kimliğini yaşatmak ve genç nesillerin bu bilinçle yetişmesini sağlamaktı. 1941 yılında kurulan teşkilat, Vardar Makedonyası’nın Alman müttefiklerinden Bulgarlara verilmesi ve Üsküp’ün üç yıl boyunca Bulgar yönetiminde kalması gibi tehlikeleri önceden görerek harekete geçmişti. Kurucuları arasında Şuayip Aziz, Şerafettin Ferid, Nazmi Ömer ve Fettah Süleyman Pasiç gibi isimler yer alıyordu. Toplam üye sayısı beş yüz civarındayken, aktif görev alan merkez üyeler elli kişiyi buluyordu.

BALKANLARDAKİ TÜRK AZINLIĞIN MİLLİ ŞUURUNU AYAKTA TUTMAK İÇİN ÇALIŞTILAR
Yücelciler’in faaliyetleri, tamamen kültürel ve eğitim temelliydi. Birlik gazetesi, Üsküp Radyosu’nda Türkçe yayınlar ve Tefeyyüz İlkokulu, teşkilatın millî bilinç aşılayan somut eserlerinden bazılarıydı. Birlik gazetesi, kısa ömrüne rağmen, Türk azınlığın milli şuuru için önemli bir araçtı. Çift minareli cami sembolü, teşkilatın manevi ve millî temellerini simgeliyordu. Yücelciler, eğitim faaliyetleri ile öğretmen yetiştirerek Makedonya’nın en ücra köylerine Türkçe eğitim ve yayınlar ulaştırdı. Böylece Türk kültürünün sürekliliği sağlanırken, komünist rejime karşı toplumsal bir direnç ağı kuruldu.

YÜCELCİLER HALKIN SESİ OLDU
Teşkilatın liderleri, kişisel hayatlarını ve güvenliklerini tehlikeye atarak halkın sesi oldu. Şuayip Aziz İshak, teşkilatın başkanı ve bir nevi yol gösterici yıldızıydı; Nazmi Ömer Yakup, eğitim ve hukuk alanındaki birikimiyle hem teşkilatın faaliyetlerini hem de toplumsal örgütlenmeyi destekledi. Ali Abdurrahman Ali ve Âdem Ali Âdem gibi diğer üyeler, gündelik mesleklerinin yanında millî değerlerin korunması için çalıştı.
27 ŞUBAT 1948'DE İDAM EDİLDİLER
Ne var ki Yücelciler’in varlığı Tito liderliğindeki sosyalist Yugoslavya tarafından bir tehdit olarak görüldü. 1947’den itibaren başlatılan baskılar, propagandalar ve tutuklamalar sonucunda, Şuayip Aziz, Ali Abdurrahman Ali, Nazmi Ömer Yakup ve Âdem Ali Âdem, 27 Şubat 1948’de idam edildi. Yüzlerce üyesi ise ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Bu olay, Makedonya Türkleri için büyük bir travma yarattı; teşkilatın mücadelesi uzun yıllar boyunca anılamadı.
Yücelciler’in hikayesi, Türk dünyası açısından yalnızca bir direniş öyküsü değil, kültür, eğitim ve milli bilincin korunması için verilen mücadeleyi temsil ediyor. Balkanlar’daki Türk varlığının sürdürülmesinde kritik bir rol oynayan Yücelciler, bugün hâlâ Türk dünyasının birliğini, kültürel sürekliliğini ve tarih bilincini hatırlatan önemli bir miras olarak değerlendiriliyor.
Kosova’nın tek Türk belediyesi olan Mamuşa’da “Yücelciler” anıtı bulunmakta ve mirasları yaşatılmaktadır.






