Büyük uyuşturucu operasyonu:400'ü aşkın gözaltı
Büyük uyuşturucu operasyonu:400'ü aşkın gözaltı
İçeriği Görüntüle

Özel Haber-Berfin Türegün

Gün geçtikçe artan ve Türkiye'yi derinden sarsan çocuk cinayetleri, suça sürüklenen çocuklar ve ceza adaleti tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. 14 Ocak 2026'da İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın yan bakma tartışması sonrası 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi ve 24 Ocak 2025'te Kadıköy'de 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin benzer bir saldırıda hayatını kaybetmesi, toplumda büyük yankı uyandırdı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü, Avukat Özlem Günel Tekşen ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda 11. Yargı Paketi'ndeki gelişmeler, cezasızlık algısı ve gerçek çözüm yollarını masaya yatırdık. Tekşen, çözüm için kanun değişikliği yerine mevcut yasaların uygulanması gerektiğini savundu.

S U Ç

11. YARGI PAKETİ’NDEKİ DÜZENLEME

Avukat Özlem Günel Tekşen, 11. Yargı Paketi'nin ilk taslağında suça sürüklenen çocukların yetişkinler gibi yargılanmasının ve cezalarının artırılmasının önünü açacak düzenlemelerin yer aldığını hatırlatarak, "Taslakta, özellikle 15-18 yaş grubu için ceza indirim oranlarının düşürülmesi ve ağır suçlarda üst sınırların artırılması öngörülüyordu. Ancak sivil toplum kuruluşları, kadın örgütleri, barolar ve çocuk hakları savunucularının yoğun çalışmaları sonucu bu maddeler paketten çıkarıldı. Konu, Meclis'te kurulan Çocuk Adalet Komisyonu'na taşındı. Ardından da bu konunun Meclis’te kurulan bir çocuk komisyonunda, tartışıldıktan sonra yeniden düzenleneceğinin duyurusu yapıldı. Şu an o şekilde beklediğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“GERÇEK BİR HUKUK DEVLETİNDE SUÇLULAR KORUNMAZ”

Atlas ve Minguzzi örneğinden yola çıkarak ailelere yönelik tehditlere ve mezar saldırılarına dikkat çeken Avukat Tekşen, cezasızlık ikliminin yarattığı tehlikeye işaret etti. Tekşen, "Maalesef aileler tehdit ediliyor, hatta katledilen çocukların mezarlarına saldırılar oluyor. Ülkemizde cezasızlık her alanda artıyor ve failler bu ortamdan besleniyor. Gerçek bir hukuk devletinde suçlular korunmaz, tehditler önlenir." şeklinde konuştu.

“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLAMADAN KANUNLA ÇÖZÜM OLMAZ”

Sokaklardaki güvensizliğin çocuklar üzerinde etkisini arttığını belirten Avukat Tekşen, tartışmanın yanlış zeminde yürütüldüğünü şu sözlerle altını çizdi:

"Çocuklarımızı sokağa bırakmaktan, sosyalleşmelerine izin vermekten korkuyoruz. Okul kapısına kadar bırakıp geri alıyoruz. Bu korku ortamında öfkeyi yanlış yere yönlendiriyoruz. 10-15 yaşındaki çocukların çetelerin elinde nasıl kullanıldığını, çetelerin onlara para ve güç vaat ederek nasıl kendilerini güçlü hissettirdiğini konuşmuyoruz. Yalnızca cezaları 3 yıl artırmayı tartışıyoruz. Ama infaz sistemiyle bu artış 1,5 yıla düşüyor. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamadan, sosyolojik kök nedenleri araştırmadan kanunla çözüm olmaz."

"SUÇ BİREYSEL DEĞİL, ONU SÜRÜKLEYEN SEBEPLERİ MULTİDİSİPLİNER ELE ALMALIYIZ"

Özlem Tekşen, Hrant Dink Vakfı Başkanı Raquel Dink'in ‘Bir çocuktan katil yaratan karanlığı sorgulamamız lazım’ sözünü de hatırlatarak, “Suç bireysel değil; onu sürükleyen sebepleri multidisipliner ele almalıyız. Yalnızca sonuca odaklanıyoruz, 'Çocuk katil oldu, o zaman katildir' diyoruz. Çok büyük cümlelerle bunu önüne geçmeye çalışıyoruz. Suçun yalnızca bireysel bir şey olduğunu düşünüyoruz. Oysa onu sürükleyen bu sebepleri sorguladığımız zaman asıl çözüme böyle ulaşabileceğimize inanıyorum.” şeklinde konuştu.

ÇÖZÜM İÇİN MEVCUT YASALAR UYGULANMALI

Çözüm için kanun değişikliği yerine mevcut yasaların uygulanmasını savunan Tekşen, şöyle devam etti:

Her yargı paketinde infaz indirimleri geliyor, 50 bin kişi salıveriliyor. Hukuki güvenlik ve kesinlik yoksa kısır döngü devam eder. Yani yalnızca 1 yıl bir cezayı arttırarak çocuklara eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadan, bu çocukların çetelerin eline nasıl düştüğünü, çetelerin bu çocuklara hangi gücü, parayı bahşettiğini ve kendini eşitsiz hisseden bu çocukların o çetelerin elinde kendini nasıl güçlü hissettiğinin sosyolojik araştırmalarını yapmadan, yalnızca kanunlarla bu şekilde cezaları arttırarak bunu çözmemiz mümkün olmayacak. Sosyal hizmetler, eğitimciler, barolar, tabipler birliği birlikte çalışmalı. Bizler de EŞİK Platformu olarak yıllardır 'yasalara dokunma, uygula' diyoruz. Çocuk Koruma Kanunu ve uluslararası sözleşmeler korunmalı.

“ÇOCUKLARI YETİŞKİN GİBİ YARGILAMAK RİSKLİ”

Çocuğu yetişkin gibi yargılamanın risklerine de dikkat çeken Avukat Tekşen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çocuk adalet sistemi bir bütün, bir çocuğun yetişkin gibi yargılanmasının önü açılırsa biz bu çocuğun yetişkin gibi bir suç işleme iadesinde olduğunu kabul ediyoruz. Yani yetişkin gibi yargıladığımız bir çocuğu o zaman kanunlarda ‘18 yaşın altındaki herkes çocuktur’ ibaresinin hiçbir öneminin kalmadığı bir Türkiye'ye gidebiliriz. Bu da çok tehlikeli bir ortam. Şu an sorunların temelinde yaşadığımız çocuk evliliklerin önünü açabiliriz ve bunu yasal olarak yapabiliriz. Bu da aslında şu an cezanın arttırılmasını talep eden kişilerin de hiç istemeyince bir sonuç olduğunu düşünüyorum. Yani çok yönlü olarak hepsini düşünmek zorundayız. Bir talepte bulunurken bunun önünü gerisini düşünmek zorundayız.“

Muhabir: Berfin Türegün