Savunma analisti Can Kasapoğlu, Avrupa’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde hava ve füze savunmasını ikincil bir askeri öncelik olarak görmeye başladığını belirtiyor. Uzun yıllar boyunca NATO ülkelerinde, büyük ölçekli hava tehditlerinin artık geçmişte kaldığı yönünde bir varsayım hâkimdi.

Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, bu yaklaşımın gerçekçi olmadığını ortaya koydu. Savaş boyunca balistik füzeler, seyir füzeleri ve kamikaze insansız hava araçlarının yoğun şekilde kullanılması, modern savaşın hava savunması açısından ne kadar yıpratıcı olabileceğini gösterdi.

Can Kasapoğlu

NATO HAVA SAHASINDA YAŞANAN KRİTİK OLAY

Kasapoğlu’nun analizinde dikkat çekilen örneklerden biri de 10 Eylül 2025’te Rus insansız hava araçlarının Polonya hava sahasına girmesi oldu. Bu olayda NATO müttefikleri geniş çaplı bir savunma ağı kurarak hızlı şekilde harekete geçti.

İtalyan erken uyarı uçakları, Alman Patriot sistemleri, Polonya F-16’ları, Hollanda F-35’leri ve Belçika tanker uçakları ortak operasyonla insansız hava araçlarını takip etti. Ancak bu olay, savunma maliyetleri ile saldırı araçlarının maliyeti arasındaki büyük farkı da gözler önüne serdi.

AVRUPA’NIN HAVA SAVUNMASINDA ÜRETİM SORUNU

Analizde Avrupa’nın mevcut hava savunmasının büyük ölçüde ABD üretimi Patriot ve Fransa-İtalya ortak üretimi SAMP/T sistemlerine dayandığı belirtiliyor. Ancak bu sistemlerde kullanılan önleyici füzelerin üretim kapasitesi sınırlı.

Patriot önleyici füze üretiminin önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor olsa da küresel talep nedeniyle Avrupa’nın bu üretimden sınırlı pay alabileceği değerlendiriliyor. Benzer şekilde SAMP/T sistemlerinde kullanılan Aster-30 füzelerinin üretimi de yıllık sınırlı sayıda gerçekleşiyor.Uzmanlara göre yüksek yoğunluklu bir savaş senaryosunda bu stokların hızla tükenmesi mümkün.

İHA SAVAŞLARI SAVUNMA DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Modern savaşlarda insansız hava araçlarının yaygın kullanımı da savunma planlarını yeniden şekillendiriyor. Rusya ve İran tarafından geliştirilen kamikaze İHA’ların çok sayıda ve düşük maliyetle üretilebilmesi, savunma sistemlerinin daha fazla mühimmat tüketmesine yol açıyor.Bu durum, özellikle uzun süreli çatışmalarda hava savunmasının sürdürülebilirliği konusunda yeni tartışmalar ortaya çıkarıyor.

AVRUPA’DA İKİ FARKLI STRATEJİ

Kasapoğlu’nun değerlendirmesine göre Avrupa ülkeleri hava savunması konusunda iki farklı yaklaşım arasında bölünmüş durumda.

Bir grup ülke, mevcut açıkları hızlı şekilde kapatmak için ABD ve İsrail’den hazır sistemler satın alınmasını savunuyor. Diğer yaklaşım ise özellikle Fransa’nın öncülüğünde, Avrupa’nın kendi savunma teknolojilerini geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.Bu tartışma Avrupa savunma politikalarının önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

TÜRKİYE’NİN ALTERNATİF MODELİ: ÇELİK KUBBE

Türkiye ise hava savunması konusunda farklı bir model geliştirmeye çalışıyor. Çelik Kubbe adı verilen sistem, bağımsız platformlardan oluşan bir yapı yerine entegre ve katmanlı bir hava savunma mimarisi oluşturmayı hedefliyor.

Bu mimaride kısa, orta ve uzun menzilli sistemler tek bir komuta-kontrol ağı içinde çalışıyor.

  • Çok kısa menzil sistemleri İHA ve alçak irtifa tehditlerine karşı görev yapıyor
  • Hisar sistemleri kısa ve orta menzil savunma katmanını oluşturuyor
  • Siper sistemi ise uzun menzil hava ve füze savunmasını sağlıyor

Bu yapı, sensörler, atıcı sistemler ve elektronik harp unsurlarının tek bir hava resminde birleşmesini sağlayan yapay zekâ destekli komuta-kontrol mimarisiyle destekleniyor.

SAVUNMA SANAYİNDE STRATEJİK ÖZERKLİK

Analizde Türkiye’nin yaklaşımının yalnızca askeri değil aynı zamanda endüstriyel bir strateji olduğu da vurgulanıyor. Yerli üretime dayalı savunma sistemleri geliştirmek, dışa bağımlılığı azaltmayı ve uzun vadede savunma ihracatını artırmayı hedefliyor.

POMEM sınavları iptal mi ediliyor? Polis Akademisi açıklama yaptı
POMEM sınavları iptal mi ediliyor? Polis Akademisi açıklama yaptı
İçeriği Görüntüle

2025 yılında Çelik Kubbe sisteminin ilk operasyonel bileşenlerinin teslim edilmesi ve milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmelerinin imzalanması, Türkiye’nin bu alandaki stratejik yönelimini ortaya koyuyor.

YENİ GÜVENLİK ÇAĞINDA HAVA SAVUNMASI

Kasapoğlu’nun analizine göre modern savaş ortamında hava savunması artık yalnızca barış döneminde planlanan bir tedarik meselesi değil. İnsansız hava araçları, balistik füzeler ve yoğun saldırı dalgalarıyla şekillenen yeni güvenlik ortamında entegre ve sürdürülebilir savunma mimarileri giderek daha kritik hale geliyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin geliştirdiği Çelik Kubbe yaklaşımının, Avrupa’daki savunma tartışmalarında dikkatle incelenen modellerden biri olduğu değerlendiriliyor.

Kaynak: Can Kasapoğlu