Küresel güvenlik ortamı kalıcı belirsizliklerin hâkim olduğu yeni bir faza girerken, Avrupa’nın savunma kapasitesi ve stratejik yönelimi yeniden şekilleniyor. Büyükelçi Tacan İldem’e göre bu süreç, geçmişe dönük beklentilerle değil; sorumluluk paylaşımı, kapsayıcılık ve dayanıklılık temelinde ele alınmalı.
TRANSATLANTİK BAĞLAR KOPMUYOR, ŞEKİL DEĞİŞTİRİYOR
İldem, ABD ile Avrupa arasındaki transatlantik ilişkinin sona ermediğini ancak yeni bir biçim kazandığını ifade ediyor. Bu dönüşüm, Avrupa’nın savunma ve güvenlik alanında daha fazla inisiyatif almasını zorunlu kılıyor.
AVRUPA SAVUNMASINDA PARÇALANMIŞLIK ALARM VERİYOR
Avrupa’nın savunma talebinin bölünmüş olması, tedarik süreçlerinin dağınık ilerlemesi ve sanayi kapasitesinin parçalı yapısı, kalıcı stres ortamında kırılganlık üretiyor. İldem’e göre bu tablo, stratejik dayanıklılığı doğrudan zayıflatıyor.
AB ADIMLARI DOĞRU, UYUM KRİTİK
Avrupa Birliği’nin savunma alanında attığı son adımların doğru yönde olduğu belirtilirken, bu girişimlerin başarısının kapsayıcı olmasına ve NATO ile uyumlu yürütülmesine bağlı olduğu vurgulanıyor.
TÜRKİYE’SİZ BİR MİMARİ DAYANIKLILIK ÜRETMEZ
Türkiye, Birleşik Krallık ve Norveç gibi AB üyesi olmayan Avrupalı NATO müttefiklerinin dışlandığı bir savunma yapısının Avrupa’nın güvenliğini güçlendirmeyeceği ifade ediliyor. İldem, rekabet yerine tamamlayıcılığın esas alınması gerektiğini belirtiyor.
KÜRESEL SİSTEM GERİ DÖNMEYECEK
İldem’e göre küresel sistemin eski dengelerine dönmesini beklemek gerçekçi değil. Yapılması gereken, kurallara dayalı düzeni aynen restore etmek değil; dayanıklılık, kapsayıcılık ve stratejik sorumluluk temelinde yeniden inşa etmek.
Avrupa’nın üstleneceği yeni sorumlulukların başarısı, küresel normların tutarlı biçimde savunulmasına bağlı görülüyor. Ukrayna ve Gazze örnekleri üzerinden çifte standartlardan kaçınılmasının, uluslararası güvenilirlik açısından belirleyici olduğu ifade ediliyor.




