Başkentte su kaynakları alarm veriyor. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) tarafından paylaşılan son veriler, baraj doluluk oranlarının tehlikeli eşiklere gerilediğini ortaya koydu. 20 Ocak 2026 itibarıyla yapılan ölçümlerde, toplam doluluk oranı yüzde 12,62’de kalırken kullanılabilir aktif su oranı yalnızca yüzde 1,40 seviyesinde kaydedildi. Bu tablo, Ankara’nın yoğun kuraklık sürecinin etkisini en sert şekilde hissettiğini gösteriyor.

Türkiye genelinde yaşanan yağış azlığı ve uzun süreli kuraklık döngüsü, baraj besleme havzalarını olumsuz etkilerken, başkentin içme suyu rezervlerinde dramatik düşüş yaşanıyor. Yetkililer, mevcut seviyelerin kritik olduğunu vurgulayarak su kullanımında tasarruf çağrısını yineliyor.

AB–Vietnam stratejik ortaklığı sonrası Türkiye çıkışı: “AB ile ilişkiler durağan kalamaz”
AB–Vietnam stratejik ortaklığı sonrası Türkiye çıkışı: “AB ile ilişkiler durağan kalamaz”
İçeriği Görüntüle

ASKİ verilerine göre Ankara’nın su ihtiyacını karşılayan barajlarda son durum şu şekilde ölçüldü:

  • Akyar Barajı: %1,97
  • Çubuk-2 Barajı: %2,99
  • Kargalı Barajı: %2,95
  • Kavşakkaya Barajı: %3,14
  • Kurtboğazı Barajı: %7,92
  • Çamlıdere Barajı: %13,84
  • Eğrekkaya Barajı: %17,26
  • Peçenek Barajı: %14,04
  • Kesikköprü Barajı: %100
  • Türkeşrefli Barajı: %5,92

Şehir şebekesine su sağlayan barajlar arasında yalnızca Kesikköprü Barajı tam kapasitede görünürken, diğer barajlarda doluluk oranları tek haneli seviyelere kadar indi. ASKİ uzmanları, kullanılabilir aktif su miktarının toplam depolama hacmine kıyasla çok düşük olmasının, önümüzdeki dönemde su planlamasını daha kritik hâle getirdiğinin altını çiziyor.

Uzmanlar, yağışların mevsim normallerinin altında seyretmesi hâlinde ek önlemlerin gündeme gelebileceğini, su yönetimi politikalarının hem kurumlar hem vatandaşlar düzeyinde daha sıkı uygulanması gerekeceğini belirtiyor. Tarımsal sulama, sanayi tüketimi ve hane kullanımları arasında önceliklendirme yapılması, gelecekteki senaryolar arasında değerlendiriliyor.

Ankara’nın karşı karşıya bulunduğu bu tablo, kuraklık riskinin artık dönemsel değil yapısal bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor. ASKİ’nin paylaştığı veriler, su yönetimi politikalarının yeniden ele alınması gerektiğine işaret ederken uzmanlar, yağış rejimindeki değişiklikler ve iklim etkilerinin uzun vadeli stratejik planlamalarla karşılanması gerektiğini vurguluyor.