Osmanlı Devleti’nin dış ilişkiler alanında modern diplomasi anlayışını kurumsallaştıran Hariciye Nezareti, kuruluşunun 190. yılını geride bırakıyor. Tarihi kökleri XVII. yüzyılda Divan-ı Hümayun’un öneminin azalması ve devlet yönetiminin Babıali’ye intikaline kadar uzanan bu kurum, Osmanlı dış politikasının şekillenmesinde kritik rol oynadı. Reisülküttab ve katiplerin saraydan Babıali’ye taşınmasıyla devlet meselelerinin tartışıldığı ikindi divanında önemli görevler üstlenmeye başladı. Bu dönemde reisülküttab, yalnızca yazışmaları yürütmekle kalmayıp, Fenerli tercümanların sorumluluğunu da üstlenerek dış işlerinde giderek etkin bir rol kazandı.
OSMANLI'NIN KALICI VE KARŞILIKLI DİPLOMASİYİ BENİMSEME GİRİŞİMİ
Avrupa devletlerinin XVIII. yüzyılda artan iktisadi ve askeri üstünlüğü, Osmanlı yönetimini Batı standartlarına uygun düzenlemeler yapmaya zorladı. III. Selim’in 1793’ten itibaren Londra, Paris, Viyana ve Berlin’de büyükelçilikler açma girişimleri, Osmanlıların kalıcı ve karşılıklı diplomasi anlayışını benimseme çabalarının bir göstergesiydi. Ancak dış işleri için yeterli bir sistem henüz kurulmamıştı; uzmanlaşmış kadro eksikliği ve tutarlı bir dış politika mekanizmasının yokluğu dikkat çekiyordu.
İLK NAZIR MEHMED AKİF PAŞA
Bu dönemde reisülküttab, bir hariciye nazırının sorumluluklarını üstlenmeye başlamış olsa da, kalıcı bir dış politika altyapısı oluşturulamamıştı. II. Mahmud döneminde ise Hariciye sisteminde önemli reformlar hayata geçirildi. 1821’de Babıali Tercüme Odası’nın kurulmasıyla müslüman tercüman yetiştirilmeye başlandı ve Avrupa başkentlerinde daimi elçiliklerin yeniden kurulması yönünde adımlar atıldı. 1836’da II. Mahmud döneminde reisülküttaba “Hariciye Nazırı” unvanı verilmesiyle resmen kuruldu. İlk Hariciye Nazırı Mehmed Akif Paşa oldu. Yeni nezaretin merkezi olarak Viyana sefiri Rıfat Bey’in konağı tahsis edildi. Bu tarih, Osmanlı modern diplomasi geleneğinin başlangıcı olarak kabul edilir.
DİPLOMAT YETİŞTİRMEDE ÖNCÜ KURUMDU
Hariciye Nezareti, Tanzimat döneminde özellikle Tercüme Odası aracılığıyla diplomat yetiştirme konusunda öncü oldu. Osmanlı diplomatik temsilcileri, sadece devletin çıkarlarını savunmakla kalmayıp, Avrupa devletlerini ve reform modellerini inceleyerek Osmanlı bürokrasisine aktardılar. II. Mahmud’un merkeziyetçi reformlarıyla memurların kıyafet ve rütbe düzenlemeleri modernleşti, maaş ve tayin sistemleri düzene kavuştu. 1846 ve sonrasında Hariciye Teşrifatçılığı, Hariciye Mektupçuluğu ve Tahrirat-ı Ecnebiyye gibi birimler kurularak nezaretin yapısı güçlendirildi.
190 yıllık geçmişinde Hariciye Nezareti, Osmanlı’nın uluslararası ilişkilerde etkin bir aktör olmasını sağlayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı için sağlam bir temel oluşturdu. Günümüzde bu kuruluş yıl dönümü, Osmanlı diplomasi geleneğinin ve Türkiye’nin dış politika birikiminin tarihi köklerini hatırlamak açısından büyük önem taşıyor.
Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bölgesel krizlerin çözümü, göç ve insan hakları, iklim değişikliği ve uluslararası ticaret gibi küresel meselelerde aktif rol almaktadır. Diplomasi eğitimi almış uzman kadrosu ve köklü tecrübesi ile Bakanlık, Türkiye’nin uluslararası alandaki güvenilirliğini güçlendirmeyi ve ulusal çıkarlarını korumayı sürdürüyor.





