ÖZEL HABER:TEVHİDE İREM ZORLU

Son dönemde Türkiye’de çocukların yine çocuklar tarafından öldürüldüğü cinayetler, toplumda yalnızca büyük bir üzüntü değil, derin bir güven kaybı da yaratıyor. Psikolojik Danışman Yüksel Bozoklu,“Bir çocuk öldürüldüğünde bir toplumun geleceğe olan inancı da yara alır ve bir çocuğun ölümü kader değil, ihmaller zincirine dönüşür” diyerek turkhavadis.com’a özel konuştu.

Yaşanan çocuk cinayetleri yalnızca adli vakalar değil; toplumun güven duygusunu zedeleyen ve çocukların psikolojik gelişimini tehdit eden derin bir toplumsal soruna işaret ediyor. Çocuk cinayetleri ve çocuk katillerin son zamanlarda artmasıyla birlikte bu tür olayların bireysel suç olarak görülmemesi, ebeveynlerin ve çocukların daha dikkatli olması gerektiğini belirten Psikolojik Danışman ve terapist Yüksel Bozoklu, yaşananların toplumsal bir kırılmaya işaret ettiğini dile getirdi.

BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ KADER DEĞİL, İHMALLER ZİNCİRİDİR

Fail profiline ilişkin değerlendirmede bulunan Bozoklu, her şiddet içerikli profilin psikolojik rahatsızlığı olmadığını, kişilerin küçük yaştayken gece korkuları yaşaması, ebeveynden ayrılmak istememesi, içe kapanıklık yaşaması, empati yoksunluğu ve dürtü kontrol sorunlarının en sık görülen belirtiler arasında olduğunu belirterek, “Gece korkusuyla uyanan bir çocuk aslında ‘Dünya bana güvenli gelmiyor’ diyor. Bu kişiler çoğu zaman sinyal veriyor ama ebeveynler ya bunları görmezden geliyor ya da farkında olmuyor. Çocukların yaşadığı ortam ve edindiği arkadaşlar da bu durumu oldukça tetikliyor. Toplumumuzda ruh sağlığı/ psikoloji hâlâ lüks gibi görülüyor. Ve bunun bedelini de en ağır şekilde çocuklar ödüyor. Bir çocuğun ölümü kader olmaktan çıkıp, ihmaller zincirine dönüyor"dedi.

Trafikte gerilim: Otomobil sürücüsü motosikletliye yumrukla saldırdı
Trafikte gerilim: Otomobil sürücüsü motosikletliye yumrukla saldırdı
İçeriği Görüntüle

AİLELER ARTIK ÇOCUKLARINI HAYATTA TUTMA PEŞİNDE

Yaşanılan olaylar ve içinde bulunulan dönem gereğince çocuklara yönelik şiddetin ebeveynlik anlayışını da dönüştürdüğüne dikkat çekerek, “Anne babalar artık çocuklarını büyütmeye değil, hayatta tutmaya çalışıyor. ‘İyi bir ebeveyn miyim?’ sorusunun yerini ‘Yeterince koruyabiliyor muyum?’ kaygısı alıyor ve kaygı çocukların omzuna yükleniyor. Bu durum çocukları olumsuz etkiliyor diyerek şunları kaydetti:

“Şiddet gören herkes şiddet uygulamaz ama şiddet görmüş ve hiç fark edilmemiş bireylerde, şiddeti normalleştirme çok daha sık görülür. Bu yüzden aileye büyük rol düşüyor. Bu ise aslında çok basit çocuklarımızın yaşına uygun, kısa ve net açıklamalar yaparak, yanındayım, güvendesin mesajını davranışla vermek. Çocuk psikolojisi korktuğunda susturulmak değil, yanında durulmasını ve anlaşılmayı ister.”

EKRANLAR TEHDİDİN KENDİSİ OLDU

Medyanın şiddet içerikli haberleri tekrar tekrar ve detaylı şekilde vermesinin çocuklar ve yetişkinler üzerinde ikincil travmaya yol açabileceğini söyleyen Bozoklu, “Bu noktada yapılan yayın bilgilendirme olmaktan çıkıyor. Çocuk için ekran bazen pencere değildir, tehdidin kendisi olur. Biz şiddeti göstererek önlediğimizi sanıyoruz ama çoğu zaman farkında olmadan normalleştiriyoruz ve sadece çocuklar değil yetişkinler de aynı oranda etkileniyor.

PSİKOLOJİ SADECE MAHKEME SALONLARINDA OLMAMALI

Bozoklu, çocuk cinayetlerinin önlenmesi için psikoloji biliminin Türkiye’de daha güçlü devreye girmesi gerektiğini belirterek, “Psikoloji mahkeme salonlarında değil, okullarda ve ailelerin içinde güçlü olmalı. Ruh sağlığı bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır. Şu ana kadar gördüğüm en büyük problem, toplum olarak psikolojiyi felaket olduktan sonra hatırlıyoruz ve önlem almak yerine yas tutmayı daha iyi biliyoruz.” diyerek psikolojinin önemini vurguladı.

Muhabir: Tevhide İrem ZORLU