Birleşmiş Milletler tarafından 1971 yılında imzalanan Ramsar Sözleşmesi’ne atfen her yıl 2 Şubat’ta anılan Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında, sulak alanların karşı karşıya olduğu tehditler yeniden gündeme geldi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından paylaşılan basın açıklamasında, sulak alanların yalnızca doğal yaşam için değil, insan sağlığı ve gıda güvenliği için de vazgeçilmez olduğuna vurgu yapıldı.
“DOĞANIN FİLTRELERİ YOK OLUYOR”
Açıklamada sulak alanların; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutulumu ve mikroklimanın düzenlenmesi gibi yaşamsal işlevler üstlendiği hatırlatıldı. Bu alanların tahrip edilmesiyle birlikte, patojen yükünün arttığı ve çevresel risklerin doğrudan insan yaşamına yansıdığı belirtildi.
ZOONOTİK HASTALIK RİSKİNE DİKKAT
Son yıllarda artan plansız kentleşme, kontrolsüz tarımsal faaliyetler ve endüstriyel kirliliğin sulak alanları ciddi baskı altına aldığı ifade edildi. Sulak alan kayıplarının; göçmen kuşlar başta olmak üzere yaban hayatını insan ve evcil hayvanlarla daha sık temasa zorladığı, bunun da Kuş Gribi, Batı Nil Virüsü gibi zoonotik hastalıkların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırdığı kaydedildi.
“ANTİMİKROBİYAL DİRENÇLE MÜCADELEDE KRİTİK ROL”
Açıklamada dikkat çeken bir diğer başlık ise antimikrobiyal direnç oldu. Sulak alanların, hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını önleyen doğal sistemler olduğuna işaret edilerek, bu alanların bozulmasının dirençli mikroorganizmaların çevreye ve gıda zincirine karışmasını kolaylaştırdığı belirtildi.
TEK SAĞLIK VURGUSU
Veteriner hekimlerin; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve ekosistem sağlığının korunmasında bilimsel sorumluluk üstlendiği ifade edilen açıklamada, “Tek Sağlık (One Health)” yaklaşımının altı çizildi. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanarak, sulak alanların korunmasının bu yaklaşımın temel ayaklarından biri olduğu belirtildi.
“SOMUT ADIMLAR ŞART”
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanları koruma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatılan açıklamada; koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli ve denetlenebilir politikaların sahada etkin biçimde uygulanması gerektiği ifade edildi. İlgili kamu kurumları, yerel yönetimler ve toplum, sulak alanların korunması için daha duyarlı olmaya davet edildi.
Açıklama, “Sulak alanlar yalnızca doğanın değil, toplum sağlığının da sigortasıdır” mesajıyla son buldu.





