Özel Haber-Berfin Türegün
Suriye'de, Hey'etu Tahrîri'ş-Şâm (HTŞ) lideri Ahmed El Şara'nın başında bulunduğu Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi liderliğindeki güçler arasında 6 Ocak'tan bu yana devam eden gerilim ve çatışmalar, 18 Ocak tarihinde ilan edilen ateşkes anlaşmasıyla sona erdi.
Yaşanan gelişmelerin ardından hem bölgedeki ülkelerden hem de Türkiye'den açıklamalar geldi. Türkiye kanadında Suriye'nin toprak bütünlüğü ve Türkiye'nin güvenliği açısından önem taşıyan bu anlaşmaya memnuniyet açıklamaları yapıldı. SDG'nin Fırat Nehri'nin batısında kontrol ettiği alanlardan çekilmesiyle Türkiye, 8 Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinden bu yana Suriye sahasındaki en önemli hedeflerinden birini gerçekleştirmiş oldu.
"SDG'NİN ZAYIFLAMASI HEM TÜRKİYE HEM SURİYE KANADINDA KAZANIM YARATTI"
Suriye'de yaşanan sıcak gelişmeleri değerlendiren Ortadoğu Uzmanı Musa Özuğurlu, yapılan anlaşmanın hem Türkiye hem de Suriye açısından avantaj niteliği taşıdığına dikkat çekti. SDG'nin zayıflamasının büyük bir sürpriz olduğunu belirten Özuğurlu, şu ifadeleri kullandı:
Kimse bunu öngöremiyordu. Türkiye bu konuyla ilgili politikasını zaten ortaya koymuştu, Türkiye SDG'nin varlığını kendi güvenliği açısından büyük tehlike oluşturduğunu düşünüyordu, bu nedenle itirazları vardı. Dolayısıyla Türkiye bir şekilde hedefine ulaşmış oldu. Diğer taraftan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara açısından da bu durumun bir avantaj niteliği taşıdığı söylenebilir. Çünkü Ahmet El Şara, uzun zamandır kendi otoritesini bütün Suriye'de hakim kılmak için çaba sarf ediyordu ve önündeki en önemli engel SDG'nin varlığıydı. Bu nedenle aslında birçok tarafın kazanmış olduğu bir durum ortaya çıkardı SDG'nin yenilmiş olması.
SURİYE'DE YENİ DÖNEM: YENİ ANAYASA YAZILABİLİR
SDG'nin çöküşüyle Ahmet El Şara'nın elinin güçlendiğini söyleyen Musa Özuğurlu, Suriye'de yaşanacak yeni döneme ilişkin öngörülerde bulundu. Özuğurlu, "Şara bu düzenlemenin birkaç gün önce sinyalini vermişti. Dolayısıyla Ahmet El Şara'nın bu anlaşmayla beraber Suriye içerisinde kendi yönetimi altında bir birlik oluşturmaya başladığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda SDG'ye karşı hamlesini ABD, İsrail ve Türkiye ile beraber yaptığı için en önemli aktörlerden de desteği almış oluyor. Bölge ülkelerden, Suudi Arabistan gibi ülkeler de zaten Şara'yı destekliyor.” dedi.
Suriye'de yeni bir anayasanın yazılması ve daha sonrasında seçimlerin yapılması aşamasına de geçilebileceğini söyleyen Özuğurlu, "Suriye'nin bundan sonra odaklanacağı nokta iktisadi açıdan gelişmesi olacak. Ancak bütün bunlar Ahmet El Şara'nın güçlenmesine rağmen çok rahat bir şekilde hareket edeceği anlamına gelmiyor. Önünde Dürzi sorunu ve Alevi bölgeleri gibi başka engeller de bulunuyor. Bunun yanı sıra Suriye'de ekonomik durum da kötü seyrediyor. Şara, buna çare bulmazsa insanlar içerisindeki rahatsızlık artacaktır. Bir de çok partili siyasal bir hayat başlayacak mı bunu da öngörmek lazım. Yani Türkiye'yi bir model olarak alabilir El Şara. Eğer örnek alınırsa ve hayata geçirilmeye çalışılırsa bu Suriye açısından bir kazanım olur. Muhtemelen SDG de bu süreci kabul edecektir.” şeklinde konuştu.
SÜREÇ TÜRKİYE'DE NASIL İLERLEYECEK?
Özuğurlu, Türkiye'nin süreçten olumlu etkileneceğine değinirken, şu ifadeleri kullandı:
Türkiye'de hükümet şu anda Suriye'de ön koşul olarak gördüğü, SDG'nin elimine edilmesi hedefine ulaştı. Şu anda Türkiye'de hükümetin eli bu süreç içerisinde daha güçlenmiş durumda. Buna DEM Parti tarafının olumlu yanıt vermesi halinde süreç de olumlu ilerleyecektir. Dolayısıyla Türkiye açısından son gelişmelerin olumlu yansıyacağını düşünebiliriz.




