Ekonomist ve yazar Mahfi Eğilmez, Türkiye’de arz ve talep dinamiklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, hizmet üretimindeki yavaşlamanın iç talebi baskılayabileceğini, bunun da sanayi üretimi ve istihdam üzerinde gecikmeli bir etki yaratabileceğini söyledi.

Değerli madenlerde tartışmalar sürüyor: Fiyat değil, sahip olunan gram önemli!
Değerli madenlerde tartışmalar sürüyor: Fiyat değil, sahip olunan gram önemli!
İçeriği Görüntüle

Eğilmez, arz ve talep kavramlarının ekonomik bağlamda sıkça yanlış değerlendirildiğini belirterek, “Her üretim arz değildir; arz, satışa sunulan üretimdir. Talep ise sadece istemek değil, satın alma gücüyle desteklenen istemedir” ifadelerini kullandı.

ÜÇ GÖSTERGE İLE ARZ–TALEP İZLENİYOR

Türkiye’de arz ve talebin seyrinin üç temel gösterge üzerinden takip edildiğini belirten Eğilmez, bunları şöyle sıraladı:

  • Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)
  • Hizmet Üretim Endeksi (HÜE)
  • Ticaret Satış Hacmi Endeksi (TSHE)

Eğilmez’e göre sanayi ve hizmet üretimi toplam arzın yaklaşık yüzde 85’ini oluştururken, ticaret satış hacmi ağırlıklı olarak hane halkı iç talebinin yönünü gösteriyor.

HİZMETLER ARTIYOR, SANAYİ YATAYDA

Verilere dikkat çeken Eğilmez, hizmet üretiminin dalgalanmalara rağmen artış eğilimini koruduğunu, sanayi üretiminin ise uzun süredir değişmediğini söyledi. İç talebi ölçen ticaret satış hacmindeki artışın ise hane halkı tüketiminin sürdüğünü gösterdiğini ifade etti.

KREDİ KARTI HARCAMALARINDA İVME KAYBI

Bankalararası Kart Merkezi’nin son iki yıllık verilerine değinen Eğilmez, kartlı harcamalarda belirgin bir ivme kaybı olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yüksek enflasyon ortamında hane halkları bir süre tüketimi borçlanarak sürdürdü. Ancak kredi kartı limitlerinin zorlanması ve borçlanma imkânlarının daralması, talebi aşağı çekmeye başladı.”

ÜÇ RİSK BAŞLIĞI ÖNE ÇIKIYOR

Eğilmez, önümüzdeki dönem için üç olası gelişmeye dikkat çekti:

  1. Hizmet talebi zayıflayabilir: Gösteriş tüketimi, sürü etkisi ve enflasyon beklentileriyle canlı kalan talebin aynı hızla sürmesi zor.
  2. Sanayi üretimi toparlanamayabilir: İç talep ve ihracat aynı anda zayıf kalırsa sanayide toparlanma güçleşir.
  3. İstihdam piyasası baskı altında kalabilir: Talep daralması gecikmeli olarak işgücü piyasasına yansıyabilir.

“POLİTİKA BİLEŞİMİ KRİTİK HALE GELECEK”

Eğilmez, Türkiye’nin yeni bir ekonomik eşikte olduğuna işaret ederek, şu uyarıyla değerlendirmesini tamamladı:

“Türkiye ekonomisi, önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele ile büyüme arasında siyasetçiyi giderek zorlayacak bir aşamaya geçiyor. İç talebi denetimli biçimde destekleyen, sanayi üretimi ve istihdamda ani duruşu önleyen politika bileşimlerine ve bunları kalıcı hale getirecek yapısal reformlara ihtiyaç var.”