Son yayımlanan işsizlik istatistikleri kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Resmi oranlarda gerileme vurgusu yapılırken, muhalefet cephesinden ölçüm yöntemine ve tanım kapsamına yönelik sert eleştiriler geldi.

Faik Öztrak, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, işsizlik oranındaki düşüş söyleminin kullanılan hesaplama çerçevesi nedeniyle yanıltıcı olduğunu ileri sürdü. Açıklamada, aktif olarak iş aramayanlar ile umudunu kaybettiği için başvuru yapmayan kesimlerin dar tanımlı işsizlik hesabı dışında kalmasının tabloyu olduğundan farklı gösterdiği savunuldu.

“DAR TANIM–GENİŞ GERÇEKLİK” TARTIŞMASI

Eleştirilerde, yalnızca belirli süre içinde aktif iş arayanların “işsiz” kabul edilmesinin, iş bulma umudunu yitiren ya da düzensiz ve geçici işlerde çalışan kesimleri istatistik dışında bıraktığı görüşü öne çıkarıldı. Saatlik, güvencesiz ve süreksiz işlerde çalışanların da istihdam içinde sayılmasının, gerçek iş gücü sorununu perdelediği iddia edildi.

Muhalefet temsilcileri ayrıca, çalışan yoksulluğu ve eksik istihdam başlıklarının resmi işsizlik oranı kadar görünür olmadığına dikkat çekti.

GEÇİM GÖSTERGELERİ DE TARTIŞMANIN PARÇASI OLDU

Değerlendirmelerde, asgari ücret, en düşük emekli aylığı ve açıklanan açlık sınırı verileri birlikte ele alınarak, istihdamın niteliği ile gelir düzeyi arasındaki farkın büyüdüğü görüşü dile getirildi. Çalışan olmanın tek başına yeterli gelir güvencesi anlamına gelmediği vurgulandı.

İşsizlik verilerinin nasıl hesaplandığı, hangi grupları kapsadığı ve alternatif göstergelerin ne söylediği önümüzdeki günlerde de ekonomi gündeminin ana başlıklarından biri olmaya devam edecek.