İran siyasetinde tarihi bir kırılma yaşanıyor. İran medyası, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybettiğini doğruladı. Resmi kaynaklar, Hamaney’in cumartesi günü erken saatlerde Tahran’daki ofisinde yaşamını yitirdiğini açıkladı.
ÜLKEDE 40 GÜN YAS İLAN EDİLDİ
Hamaney’in ölümü sonrası İran genelinde 40 günlük yas ilan edilirken, ülke çapında 7 gün süreyle resmi tatil kararı alındı.
Saldırılarda ayrıca İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin de hayatını kaybettiği bildirildi.
HAMANEY KİMDİ?
19 Nisan 1939’da Meşhed’de doğan Hamaney, dini eğitimini Meşhed ve Kum’da aldı. 1962 yılında Kum’da Ruhullah Humeyni’nin Şah yönetimine karşı başlattığı harekete katılarak siyasi mücadeleye adım attı. Bu süreçte defalarca tutuklandı ve sürgüne gönderildi.
1979’daki İslam Devrimi’nin ardından devlet kademelerinde hızla yükselen Hamaney, İslam Cumhuriyeti Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl Savunma Bakan Yardımcılığı görevini üstlendi, Devrim Muhafızları yapılanmasında rol aldı ve Tahran Cuma İmamlığına getirildi.
1981 yılında Tahran’daki bir camide düzenlenen bombalı saldırıda ağır yaralandı. Aynı yıl yapılan seçimlerde İran’ın üçüncü Cumhurbaşkanı oldu ve 1985’te ikinci kez bu göreve seçildi.
1989’DAN İTİBAREN LİDER
1989’da Humeyni’nin vefatının ardından, Uzmanlar Meclisi tarafından ülkenin en üst makamı olan “Rehber” görevine seçilen Hamaney, İran siyasetinde son sözü söyleyen isim haline geldi.
Cumhurbaşkanı dahil tüm devlet organlarının üzerinde anayasal yetkilere sahip olan Rehber makamı; silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı, iç ve dış politika yönlendirmesi ve yargı üzerindeki belirleyici rolüyle sistemin merkezinde yer aldı.
Görev süresi boyunca Batı karşıtı söylemleriyle öne çıkan Hamaney, özellikle Rusya ve Çin ile stratejik ilişkileri geliştirmeye çalıştı. Son yıllarda ise ekonomik kriz, yaptırımlar ve yönetim karşıtı protestolar nedeniyle ülke içinde yoğun eleştirilerin hedefi oldu.
Hamaney’in ölümü, sadece İran için değil, Orta Doğu dengeleri açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Bundan sonraki süreçte Uzmanlar Meclisi’nin yeni Rehber’i belirlemesi bekleniyor.





