19 Şubat 1928’de Ankara’da kurulan Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti (Yoksul Kadına Yardım Cemiyeti), Türkiye’nin modernleşme sürecinde çocuklara ve yoksul kadınlara yönelik sosyal yardım anlayışının öncüsü olarak tarihe geçti. Dernek, dönemin Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın önerisiyle hayata geçirilmiş ve kuruluş amacı, çalışabilecek kadınlara iş imkânı sağlamak, çalışamayacak durumda olan yaşlı, hasta ve çocuklara ise karşılıksız yardım etmeyi öngörmekti. Kuruluş aşamasında ilk toplantılar Keçiören Çocuk Sarayı’nda yapıldı; 19 Şubat 1928’de ise dernek resmen faaliyete geçti. Kurucu üyeler, derneğin amblemini bir anne şefkatiyle yaklaşmayı ve kucaklamayı simgeleyen yürek olarak belirlediler.
Dernek, kuruluşundan itibaren tamamen kadınlardan oluşan yönetim kadrosu ve üyeleriyle dikkat çekti. Fuat Bey, tek erkek üye olarak derneğin yönetiminde uzun yıllar görev aldı. Cumhurbaşkanı ve eşleri ise derneğin onur başkanlığı görevini üstlendiler. Bu yapı, hem kadınların sosyal hayatta etkin rol almasını teşvik etti hem de kadın emeğini toplumsal faydaya dönüştüren bir model oluşturdu.
CEMİYET, KADINLARI ÇALIŞMA HAYATINA DAHİL ETTİ
Himaye-i Etfal’in en önemli faaliyetlerinden biri, kadınlara iş eğitimi ve çalışma imkanı sunmaktı. Çorap, trikotaj, dikiş, nakış ve el işi atölyeleri sayesinde kadınlar ekonomik hayata katılırken, çalışamayacak durumda olan yaşlı, hasta ve çocuklara da gerekli yardımlar ulaştırıldı. Bu yaklaşım, derneğin sosyal yardımın ötesine geçerek toplumsal kalkınmayı destekleyen bir araç olmasını sağladı.
İSİM DEĞİŞİKLİĞİ, ATATÜRK'ÜN ÖNERİSİYLE GERÇEKLEŞTİ
1938’de Türkiye’de Cemiyetler Kanunu’nun dokuzuncu maddesi gereği, “aile, cemaat, ırk, cins ve sınıf esasına dayanan cemiyetler” yasaklanınca derneğin adı Yardım Sevenler Cemiyeti olarak değiştirildi. Bu değişiklik, Atatürk’ün önerisi doğrultusunda gerçekleşti ve dernek, Himaye-i Etfal’den bağımsız bir kimlik kazandı.
Dernek üyesi Zehra Duysal anılarında, 30 Nisan 1935'te Ankara Orduevinde Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin bir şubesinin tertip ettiği toplantıda Atatürk'ün şu sözleri söylediğini aktarmaktadır:
Yoksul Kadın, hiçbir şeyi olmayan kadın anlamındadır. Hâlbuki kadın denilen varlık bizatihi yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin yoksulluğu demektir. Eğer beşeriyet bu halde ise kadına yoksul demek reva görülebilir. Kadın dünyada çalışan, muaffak olan, maddi manevi zengin olan insanları yetiştirmiş ise ona yoksul sıfatı verilebilir mi?
Bizce Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın bütün Türk tarihinde olduğu gibi; bu gün de muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir. Türk kadınlığına, ayağa kalkarak hürmetlerimizi göstermeliyiz.
II. Dünya Savaşı yıllarında ise derneğin faaliyet alanı büyük ölçüde genişledi. Savaşın getirdiği yoksulluk ve acil ihtiyaçlar, derneği öğrenciler, yaşlılar, dul ve yetimler, hamile kadınlar ve doğal afetlerden etkilenenlere ulaşan bir sosyal yardım ağı haline getirdi.
KADIN HAREKETİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KURULUŞ
1940 yılında cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe İnönü, derneğin koruyucu başkanı oldu ve devlet desteği ile ülke genelinde şubeler açıldı. İstanbul, İzmir, Bursa, Denizli gibi şehirlerde açılan şubeler, derneğin Türkiye çapında yaygın bir etki yaratmasını sağladı. 1950’lerden itibaren dernek, yoksul kadınlara iş eğitimi sağlama politikasını sürdürerek, kadın hareketi içinde önemli bir aktör hâline geldi.
1980’li yıllarda Ankara’da Ana-Çocuk Sağlığı Merkezi kurulması ve 2000’li yıllarda faaliyetlerin bağış toplama odaklı şekle dönüşmesi, derneğin çağın ihtiyaçlarına uyum sağlama kapasitesini gösterdi. Günümüzde 130 şubesiyle Türkiye Yardım Sevenler Derneği, Cumhuriyet’in kadın ve çocuklara adanmış ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olma misyonunu sürdürmektedir. 1951 yılında, 19 Şubat'ın içinde bulunduğu hafta, İçişleri Bakanlığı'nın izni ile "Yardım Sevenler Derneği Haftası" ilan edilmiştir.





