Özel Haber: Tevhide İrem Zorlu
İntihar haberlerinde kullanılan dil, seçilen görseller ve verilen detaylar; sadece birer bilgi notu değil, risk altındaki bireyler için birer "tetikleyici" unsura dönüşebiliyor ve dijital medyanın hızla yayılan haber dili, ruh sağlığı üzerinde geri dönülemez izler bırakabiliyor.
"Kurtuluş" veya "sır ölüm" demeyin!
Haberlerde sıkça kullanılan bazı kalıpların, risk altındaki bireylerde yanlış bir algı yarattığını belirten Esen, dilin gücüne dikkat çekerek şunları söyledi:
İntiharın haberlerde cesur, romantik, gizemli bir davranış ya da bir 'kurtuluş' gibi sunulması; özellikle kırılgan bireylerde bu durumu bir çözüm yolu veya kaçınılmaz son gibi çerçeveleme riski taşır. 'Trajedi', 'sır ölüm' gibi dramatik ifadelerden kaçınılmalı, dil olabildiğince sade ve açıklayıcı olmalıdır.

Detaylı bilgi mi, yol haritası mı?
Esen, yöntem ve mekan bilgilerinin paylaşılmasının "kamuoyunu bilgilendirme" sınırını aştığını ifade ederek, “Yöntem ve mekan bilgilerinin ayrıntılı verilmesi, bazı bireyler için yalnızca haber değil, uygulanabilir bir senaryo ya da dolaylı bir rehber işlevi görebilir. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin de belirttiği gibi, nasıl intihar edilebileceğini gösteren haberlerden kaçınılmalı; bunun yerine kişiyi bu noktaya götüren psikososyal etkenler, tedavi edilebilir ruhsal sorunlar, yardım alma yolları ve kriz anında başvurulabilecek destek seçenekleri öne çıkarılmalıdır” dedi.
Görünmezlik değil, doğru bilgilendirme!
İntiharı tamamen sansürlemek yerine, doğru bir çerçeveyle toplumu bilgilendirmenin önemine değinen Esen, normalleşme riskine karşı uyardı:
İntiharları tümüyle görünmez kılmak doğru değildir. Ancak geniş, tekrarlayıcı, görsel ağırlıklı ve duygusal yoğunluğu artırılmış haberleştirme de önerilmez. Türkiye Psikiyatri Derneği, intihar haberlerinin kısa, resimsiz, yöntem bildirilmeden verilmesini; intihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunların caydırıcı bir şekilde tanımlanmasını önermektedir.

Papageno etkisi: Umudu haberleştirmek
Dr.Öğr.Üyesi Emre Cem Esen, medyanın koruyucu rolüne (Papageno Etkisi) dikkat çekerek, “Umut, yardım arama, krizden çıkış ve alternatif baş etme yollarını görünür kılan anlatılar; özellikle kırılgan bireylerde intihar düşüncesini azaltabilir. İntihar krizini aşıp yaşamaya devam eden kişilerin öykülerine yer verilmesi, bunun kaçınılmaz bir son olmadığı ve yardım alınabilecek bir sağlık sorunu olduğu vurgusuna yardımcı olacaktır” diyerek 'vazgeçenlerin' hikayelerinin iyileştirici gücünün de altını çizdi.
İçerik üreticileri için altın sorular
Dr. Esen, bir gazetecinin veya içerik üreticisinin yayına girmeden önce kendine şu üç soruyu sorması gerektiğini belirtti:
Kullandığım dil, intiharı cesur, romantik, gizemli, kaçınılmaz ya da bir kurtuluş gibi mi gösteriyor?, verdiğim ayrıntılar gerçekten kamu yararına mı hizmet ediyor, yoksa risk altındaki biri için taklit edilebilir bir senaryo mu sunuyor?, bu içerikte yardım kaynaklarına, uyarı işaretlerine ve umut mesajlarına yeterince yer verdim mi? diye kendilerine sorarak içerik üretirlerse, herkese daha fayda sağlayacaktır.

Halk sağlığı meselesi olmalı!
Halk sağlığını korumak adına atılması gereken adımlar net: Sade dil, sıfır detay ve bolca çözüm yolu. Dr. Esen’in son tavsiyesi, kolektif bir bilinci işaret ederek, "İntihar, sansasyonel bir haber malzemesi değil, bir halk sağlığı meselesi olarak ele alınmalıdır. Etkili önleme; medya, sağlık çalışanları ve meslek örgütlerinin birlikte çalışmasını gerektirir" ifadelerini kullandı.




