Avrupa Parlamentosu (AP), göç politikalarında köklü bir değişime işaret eden yeni bir düzenlemeye onay verdi. Kabul edilen plan, iltica başvurusu reddedilen göçmenlerin Avrupa Birliği sınırları dışındaki üçüncü ülkelere gönderilerek burada kurulacak “geri dönüş merkezlerinde” tutulmasını öngörüyor.
OYLAMA GEÇTİ, MÜZAKERE SÜRECİ BAŞLIYOR
Parlamentoda yapılan oylamada düzenleme 206’ya karşı 389 oyla kabul edildi. Bu sonuçla birlikte, Avrupa Birliği üyesi ülkelerle yasa metni üzerinde müzakerelerin yolu açıldı. Nihai çerçeve, bu görüşmelerin ardından şekillenecek.

Yeni düzenleme, düzensiz göçle mücadelede daha sert tedbirler içeriyor. Uzun süreli gözaltı, ülkeye giriş yasakları ve sınır dışı süreçlerinin hızlandırılması planın öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.
GÖÇ YÖNTEMİNDE "DIŞSALLAŞTIRMA" DÖNEMİ: AFRİKA ÖN PLANDA
Plan kapsamında Almanya, Hollanda, Avusturya, Yunanistan ve Danimarka gibi ülkelerin, üçüncü ülkelerde merkezler kurulması için özellikle Afrika ülkeleriyle iş birliği arayışında olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım, göç yönetiminin Avrupa sınırlarının ötesine taşınması anlamına geliyor.
Fransız parlamenter François-Xavier Bellamy, düzenlemeyi savunarak, "Avrupa'ya yasadışı yollarla gelirseniz, burada kalamayacağınızdan emin olabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
İNSAN HAKLARI TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Yeni plan, insan hakları örgütlerinin sert tepkisini çekti. Uluslararası Af Örgütü, düzenlemeyi “daha dışlayıcı ve sert politikalara yöneliş” olarak tanımlarken, Uluslararası Kurtarma Komitesi bu merkezlerin “yasal boşluklar” yaratabileceği uyarısında bulundu.
EU: @Europarl_EN greenlights punitive detention & deportation plans
— Amnesty EU (@AmnestyEU) March 26, 2026
The agreement – the result of a collaboration between @EPPGroup & political groups that support anti-migration policies – was rushed w/o scrutiny or meaningful human rights assessments https://t.co/L5Qs8CZ437
Eleştirmenler, söz konusu tesislerin AB hukuk sisteminin dışında faaliyet gösterebileceğini ve göçmenlerin temel haklara erişiminde ciddi sorunlar yaşanabileceğini dile getiriyor.
İtalyan parlamenter Cecilia Strada, düzenlemenin göçmenleri korku ve belirsizlik içinde yaşamaya iteceğini savunurken, İrlandalı milletvekili Maria Walsh ise insanların hiçbir bağlarının olmadığı ülkelere gönderilebileceği ve uzun süre tutulabileceği riskine dikkat çekti.
SİYASİ AYRIŞMA DERİNLEŞTİ
Oylama, Avrupa siyasetinde de keskin bir bölünmeyi ortaya koydu. Merkez sağ ve aşırı sağ partiler düzenlemeye destek verirken, merkez sol ve bazı liberal gruplar karşı çıktı.
Uzmanlara göre bu adım, Avrupa’da göç politikalarının daha katı bir çizgiye kaydığını gösterirken; yasal, etik ve insani tartışmaların önümüzdeki süreçte daha da yoğunlaşması bekleniyor.
TÜRKİYE NASIL ETKİLENEBİLİR?
Avrupa Birliği’nin göçmenleri üçüncü ülkelere yönlendirmeyi öngören yeni politikası, Türkiye açısından hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Öncelikle, AB’nin göç yükünü sınırları dışına taşıma eğilimi, Türkiye üzerindeki baskının artmasına yol açabilir. Halihazırda milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye, yeni anlaşmalarla “tampon ülke” rolüne daha fazla itilme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Öte yandan, bu süreç Türkiye-AB ilişkilerinde yeni pazarlık alanları da doğurabilir. Ankara, göç yönetimi konusunda üstleneceği rol karşılığında mali destek, vize serbestisi ya da siyasi iş birliği gibi başlıklarda daha güçlü talepler gündeme getirebilir.
Ancak insan hakları boyutu da kritik önem taşıyor. AB’nin göçmenleri kendi hukuk sisteminin dışındaki merkezlere yönlendirmesi, benzer uygulamaların Türkiye’de de tartışılmasına neden olabilir. Bu durum, hem uluslararası kamuoyunda hem de iç politikada yeni tartışmaların kapısını aralayabilir.





