Jeffrey Epstein dosyası kapanmış gibi görünse de, son sızıntılar bu algıyı tersine çevirdi. ABD’de kamuoyuna yansıdığı belirtilen geniş bir görsel arşiv, Epstein’ın yalnızca bir istismar ağı değil, aynı zamanda uzun vadeli ve planlı bir kontrol mekanizması kurmuş olabileceği iddialarını güçlendirdi.
DNA KİTLERİ: ŞANTAJIN BİYOLOJİK BOYUTU MU?
Sızan görseller arasında yer alan bir DNA babalık testi kiti, dosyanın en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. İddialara göre bu kitler, Epstein’ın çevresine giren kişilerden genetik veri toplamak amacıyla kullanıldı. Belgelerde, bu uygulamanın yalnızca Epstein’la sınırlı olmadığı, malikaneye gelen bazı isimlerin de bu sürece dahil edildiği öne sürülüyor. Bu kapsamda Noam Chomsky ve Woody Allen isimlerinin dosyalarda geçmesi dikkat çekiyor.
“İNSAN KULUÇKASI” TANIMI VE KAYIP BEBEKLER
Dosyada yer aldığı belirtilen kişisel notlar ve günlükler, iddiaların en karanlık bölümünü oluşturuyor. 2000’li yılların başına tarihlenen bir anlatımda, reşit olmayan bir mağdurun doğumdan hemen sonra bebeğinin elinden alındığı ve bir daha kendisine teslim edilmediği ifade ediliyor. Bu anlatımda kullanılan “insan kuluçkası” tanımı, sistematik bir plan ihtimalini gündeme taşıyor.
Bu iddialar, Epstein’ın yakın çevresinde kilit rol oynadığı bilinen Ghislaine Maxwell’e atfedilen “bebek fabrikası” söylemleriyle birlikte değerlendiriliyor.
NEW MEXICO ÇİFTLİĞİ VE “GEN HAVUZU” TEZİ
Belgelerde yer alan bir diğer çarpıcı başlık ise Epstein’ın New Mexico’daki çiftliği. İddialara göre burası yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda “üstün gen” fikri etrafında kurgulanmış bir deney alanıydı. Tanıklıklarda, birden fazla kadının aynı dönemde hamile bırakılmasının planlandığı ve bunun sözde bilimsel gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığı ileri sürülüyor.
KRALİYET YAZIŞMALARI VE ULUSLARARASI YANSIMA
Sızan e-postalar, dosyayı yalnızca ABD sınırlarının dışına taşımakla kalmıyor, aynı zamanda diplomatik ve aristokratik çevrelere kadar uzatıyor. Belgelerde, Sarah Ferguson adına atfedilen ve Epstein’ın çocuk sahibi olduğuna dair tebrik içeren mesajlar yer alıyor. Yazışmalarda Prince Andrew isminin geçmesi, iddiaların ciddiyetini artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
DOĞRULAMA YOK, SORULAR ARTIYOR
Ortaya atılan bu iddiaların önemli bir bölümü henüz resmi makamlarca doğrulanmış değil. Ancak uzmanlar, belgelerdeki ortak dil, tekrar eden temalar ve geçmiş tanıklıklarla kurulan bağların, dosyanın yeniden ve daha derinlikli biçimde ele alınması gerektiğini gösterdiğine dikkat çekiyor.
Yeni sızıntılar, Jeffrey Epstein dosyasının yalnızca bir suç hikâyesi değil; güç, biyoloji, şantaj ve uluslararası ilişkilerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapı olabileceğini ortaya koyuyor. Dosya kapatılmış olsa da, sorular hâlâ ortada duruyor.




