Demokratik Sol Parti (DSP) kamuoyunda yeniden tartışma yaratan ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan imzasıyla yayımlandığı belirtilen açıklamaya ilişkin yazılı değerlendirmede bulundu. DSP, söz konusu metnin, “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefiyle TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortaya koyduğu çerçevenin gerisinde kaldığını savundu.
Açıklamada, 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının yıldönümü gerekçesiyle gündeme getirilen yeni metnin içerik ve beklentiler açısından önceki çağrının dahi gerisinde olduğu ifade edildi.
“Terörün bitirilmesine yönelik çabaları destekliyoruz”
DSP, 1999 yılında PKK elebaşının yakalanarak Türk adaletine teslim edilmesi sürecinde iktidarda bulunan parti olarak terörle mücadelenin önemine vurgu yaptı. Açıklamada, “Terörün tamamen bitirilmesi ve devletimizin, milletimizin gündeminden çıkarılmasına yönelik çabaları en güçlü şekilde desteklemekteyiz” denildi.
Ancak kamuoyuna yansıyan son açıklamanın, devlet ile terör örgütü elebaşı arasında eşit statü ima eden bir dil içerdiği ileri sürüldü.
“Devlete meydan okuma” iddiası
DSP’nin değerlendirmesinde, açıklamanın ilk paragrafında yer alan ifadelerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı bir meydan okuma niteliği taşıdığı savunuldu. Metinde, “Demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak yeteneğimizi ve gücümüzü kanıtladık” şeklindeki ifadelerin, devleti eşit muhatap olarak konumlandırma amacı taşıdığı ileri sürüldü.
Açıklamada ayrıca, son dönemde DEM Parti çevrelerinden dile getirilen “Öcalan başmüzakereci olmalıdır” yönündeki görüşlerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
“Silah bırakma çağrısı yok”
DSP, söz konusu metinde PKK ve KCK şemsiyesi altındaki yapılara yönelik açık bir silah bırakma talimatı bulunmadığını, aksine örgüt yapılanmalarının varlığının belirsiz bir süre daha devam edeceğine işaret edildiğini öne sürdü.
9 Temmuz 2025 tarihli videolu mesajda TBMM’de kurulması planlanan komisyona atıf yapıldığı, ancak komisyonun çalışmalarını tamamlayarak nihai raporunu yayımlamasına rağmen PKK ve bağlantılı yapılar tarafından silah bırakılmadığı hatırlatıldı.
Açıklamada, özellikle Suriye, Irak ve İran’daki yapılanmalar ile Avrupa’daki diaspora faaliyetlerine değinilmemesinin “tesadüf olmadığı” vurgulandı.
Anayasa vurgusu
DSP, metinde yer alan “demokratik entegrasyon” ve “vatandaşlık ilişkisi” ifadelerinin mevcut Anayasa’nın 42. ve 66. maddeleriyle çeliştiğini savundu. Açıklamada, iki milletli ve iki resmi dilli bir devlet anlayışının ima edildiği iddia edilerek bunun Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına aykırı olduğu belirtildi.
“Bin yıldır kardeşçe yaşayan halkımızın geleceğine ve Cumhuriyetin temellerine gizli mayınlar döşenmiştir” ifadesine yer verilen açıklamada, devletin yetkili organlarına metnin satır aralarının dikkatle incelenmesi çağrısı yapıldı.




