Resmî verilere göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı son 15 yılda dikkat çekici biçimde düştü. 2009’da 2,1 olan hızın 2025 itibarıyla 1,36 seviyesine inmesi, nüfusun uzun vadede kendi kendini yenileme kapasitesinin altına düşüldüğünü gösteriyor. Uzmanlar bu eğilimin sürmesi halinde yaş yapısının hızla değişebileceğini belirtiyor.
BÖLGESEL HARİTA ALARM VERİYOR
Bölgesel dağılımda farklılıklar dikkat çekiyor:
- Marmara, Ege ve Karadeniz’de hızlar 1,2–1,5 aralığına indi.
- İç Anadolu ve Akdeniz’de bazı iller 1,6–1,9 bandında seyrediyor.
- Doğu ve Güneydoğu Anadolu ise hâlâ 2,5 ve üzeri seviyelerde.
Bununla birlikte tüm bölgelerde önceki yıllara göre düşüş eğilimi görülüyor.
2,1 EŞİĞİ NEDEN KRİTİK?
Demografi çalışmaları toplam doğurganlık hızında 2,1 seviyesini, bir ülkenin nüfusunu uzun vadede sabit tutabilmesi için gerekli minimum eşik olarak kabul ediyor. Bu seviyenin altına inilmesi:
- nüfusun yaşlanması,
- işgücü oranının daralması,
- sosyal güvenlik yükünün artması
gibi sonuçlar doğurabiliyor.
GÜNDEME SİYASİ YANSIMALAR DA OLDU
Doğurganlık hızındaki düşüş politika yapıcıların da gündeminde yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki açıklamalarında doğum oranlarındaki gerilemeye dikkat çekmiş ve bu durumu “Türkiye için varoluşsal bir tehdit” ifadesiyle değerlendirmişti. Erdoğan, aile yapısındaki değişim, yalnız yaşam tercihlerinin artması ve boşanma istatistiklerinin doğum oranlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtmişti.





