Konuşmasında en sert başlıklardan biri kamu yönetimi oldu. Dervişoğlu, liyakat sisteminin tamamen ortadan kalktığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Devletin makamları milletin emaneti olmaktan çıkarılmış, eşe dosta, akrabaya ve yandaşa dağıtılan bir ganimet haline getirilmiştir. Bu, açıkça bir nepotizm iktidarıdır.”

İktidarın atama politikalarını hedef alan Dervişoğlu, “Birinin damadı, birinin oğlu, birinin eşi… Peki bu milletin evlatları nerede?” diyerek gençlerin sistem dışına itildiğini savundu.

“Bu iktidar utanma duygusunu kaybetmiştir”

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde iktidarın toplum karşısındaki tutumunu eleştiren Dervişoğlu, ekonomik tabloya rağmen yöneticilerin gerçeklikten kopuk davrandığını söyledi.

“Eğer bir iktidarda utanma duygusu kalmış olsaydı, emeklinin karşısına çıkamazdı, gençlerin yüzüne bakamazdı” diyen Dervişoğlu, yaşanan yoksulluğun artık gizlenemeyecek bir noktaya ulaştığını ifade etti.

Toplumun geniş kesimlerinin geçim sıkıntısı yaşadığını belirten Dervişoğlu, bu tabloya rağmen siyasi iktidarın sorumluluk almaktan kaçındığını öne sürdü.

“Ekonomi borçla dönüyor, millet kredi kartıyla yaşıyor”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Dervişoğlu, vatandaşların artık gelirleriyle değil borçlanarak yaşamını sürdürdüğünü söyledi.

Bankacılık verilerine işaret eden Dervişoğlu, kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarının hızla arttığını belirterek, “Bu tablo bir istatistik değil, milletin hayatta kalma mücadelesinin fotoğrafıdır” dedi.

Eskiden kredilerin yatırım ve üretim için kullanıldığını hatırlatan Dervişoğlu, bugün ise temel ihtiyaçların karşılanması için borçlanıldığını vurguladı. Bu durumun ekonomik modelin çöktüğünü açıkça gösterdiğini ifade etti.

“Bu bir iflas dalgasıdır”

Sanayi ve esnafın durumuna da değinen Dervişoğlu, artan maliyetlerin üretimi durma noktasına getirdiğini söyledi.

Enerji fiyatları, krediye erişim zorluğu ve finansman maliyetlerindeki artış nedeniyle birçok işletmenin ayakta kalmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, kapanan işyeri sayısının arttığını ifade etti.

“Bu bir dalgalanma değil, açıkça bir iflas dalgasıdır” diyen Dervişoğlu, üretim ekonomisinin yerini borç ekonomisinin aldığını savundu.

“Sosyal yardımlar sadaka gibi dağıtılıyor”

Dervişoğlu, sosyal yardımların yönetilme biçimini de eleştirerek, devletin vatandaşları yardıma bağımlı hale getirdiğini öne sürdü.

Sosyal devlet anlayışının zayıfladığını ifade eden Dervişoğlu, “Vatandaşın hakkı olan yardımlar, bir lütuf gibi sunuluyor. Bu yaklaşım sosyal adaletle bağdaşmaz” dedi.

Devletin asli görevinin vatandaşın refahını artırmak olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, mevcut sistemin ise yoksulluğu kalıcı hale getirdiğini savundu.

“Öğretmen adaylarına 4 bin lira reva görülüyor”

Eğitim politikalarına da sert eleştiriler yönelten Dervişoğlu, öğretmen adaylarının ekonomik koşullarına dikkat çekti.

“2026 Türkiye’sinde bir öğretmen adayına reva görülen ücret 4 bin liradır” diyen Dervişoğlu, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Gürsel Tekin’den dikkat çeken çıkış: İmar çeteleriyle mücadele edilmezse hiçbir şey değişmez
Gürsel Tekin’den dikkat çeken çıkış: İmar çeteleriyle mücadele edilmezse hiçbir şey değişmez
İçeriği Görüntüle

Mülakat sisteminin kaldırılmadığını, aksine daha da yaygınlaştırıldığını savunan Dervişoğlu, gençlerin geleceğe dair umutlarının zayıflatıldığını ifade etti.

“Türkiye’yi savaşa sürüklemek isteyenler var”

Dış politika başlığında daha sert bir dil kullanan Dervişoğlu, Türkiye’nin riskli bir sürece girdiğini öne sürdü.

İran merkezli gelişmelere dikkat çeken Dervişoğlu, Türkiye’nin tarafsızlığını kaybetmesi halinde ciddi sonuçlarla karşılaşabileceğini belirtti.

Ayrıca Rusya ve Çin ile ilişkiler üzerinden yürütülen politikaları eleştiren Dervişoğlu, bu ülkelerle ticarette büyük açık verildiğini ve bunun ekonomik olarak Türkiye’ye zarar verdiğini ifade etti.

“Bu düzen değişecek”

Konuşmasının sonunda çözüm önerilerine değinen Dervişoğlu, liyakat esaslı bir devlet yapısı, üretim odaklı ekonomi ve güçlü sosyal devlet vurgusu yaptı.

“Bu ülkenin evlatları torpil aramak zorunda kalmayacak. Devlet makamları yeniden ehline teslim edilecek” diyen Dervişoğlu, mevcut sistemin değişeceğini savundu.

Türkiye’nin yeniden adalet, refah ve liyakat temelinde yönetilmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, vatandaşın borçla değil insanca yaşayabileceği bir düzen kurulması gerektiğini ifade etti.