Türk Dünyası’nın bilim ve kültür tarihindeki dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı, 27-28 Şubat 2026 tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de anma toplantılarıyla kutlandı. Etkinlik, Azerbaycan Millî İlimler Akademisi, Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü ve Hazar Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirildi.
Programın ilk günü, katılımcılar Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Yönetim Kurulu binasında kurultaya adanmış bilgi bankası, sanal sergi ve yayımlanan kitaplarla tanıştıktan sonra açılış törenine geçildi. Açılışta konuşan Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Başkanı İsa Habibbeyli, 1926’da gerçekleştirilen kurultayın Türk halklarının bilimsel ve kültürel birliğinin temelini oluşturduğunu vurguladı. Habibbeyli, hazırlanan bildirilerin ve tartışmaların Türkoloji bilimini ilerleteceğini ifade etti.
Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, kurultayı Türk halklarının kültürel entegrasyonuna katkı sağlayan önemli bir aşama olarak nitelendirirken, o dönemde ortaya atılan fikirlerin günümüzde de başarıyla hayata geçtiğini belirtti.

Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcısı Ferid Caferov, kurultayın Türk Dünyası’nın kültürel geçmişine ışık tuttuğunu ve ortak stratejik bakış açıları ile kültürel dayanışma temellerini oluşturduğunu kaydetti.
TÜRK DÜNYASININ BİLİMSEL MERKEZİ: BAKÜ
Türkiye’yi temsilen konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, “Birinci Türkoloji Kurultayı katılımcılarının faaliyetleri, bir asır sonra Türk devletlerinin geniş coğrafyasında yansımasını bulmaktadır. Bakü, Türk Dünyası’nın bilimsel merkezi olarak tarihî misyonunu yeniden yerine getirmektedir.” dedi.
YUSUF: ORTAK DİL ÇOK ÖNEMLİ
TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, kurultayın 100 yıl sonra dahi yol gösterici niteliğini koruduğunu ifade ederek, Türk halklarının ortak dil etrafında birleşmesinin önemine dikkat çekti. Yusuf, 1926’da kurultaya katılan 131 delegenin manevi olarak bugün de etkinlikte var olduğunu belirterek, eksikliklerin tespit edilip giderilmesi gerektiğini vurguladı ve TÜRKSOY adına emeği geçenlere teşekkür etti.

“Ortak dil çok önemli; ancak temas kuramaz, birlikte çalışamaz ve üretemezsek bu ortaklığın pratikte bir faydası olmaz.” ifadesini kullanan Yusuf şunları söyledi:
“Alınan mesafeler bizim cebimizde durmalı. Eksik olduğumuz noktaları tespit ederek hem teşkilatlarımız hem ülkelerimiz hem de üniversitelerimiz olarak özeleştiri yapmak durumundayız. Türk birliğinin bu kadim kültürünün yarınlara taşınması dil üzerinden olacağına göre neler yapmamız gerektiğini sorgulamalıyız. 1993’ten beri yüz binlerce insana dokunan programlar hayata geçirmemize rağmen hâlâ eksiklerimiz olduğuna inanıyorum. Hükümetlerimizin ve özellikle Kültür ve Turizm Bakanımızın destekleriyle, sizlerin yönlendirmesiyle bu eksiklikleri gidereceğiz.”
TÜRKOLOJİ BİLİMİNE BÜYÜK KATKI SUNACAK ÇALIŞMALAR YAPILDI
Etkinliğe Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden çok sayıda akademisyen katıldı. Panel oturumlarında kurultayın tarihî ve toplumsal gerekliliği, organizatörlerin Türkoloji bilimine katkıları, Türk dillerinin incelenmesi, alfabe ve terminoloji meseleleri ile kurultayın Sovyet sonrası gelişimi gibi konular ele alındı.

Etkinliğin ikinci günü Hazar Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, katılımcılar 100. yıla özel hazırladıkları bildirileri sunmaya devam etti. Bu kapsamda bilim insanları, Türkoloji araştırmalarının güncel sorunları ve geleceğe dönük perspektifleri üzerine tartışmalar gerçekleştirdi.




