Özel Haber / İlkay Gürler
Türkiye’de geçim krizi her geçen gün daha görünür hale geliyor. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun son verilere göre, açlık sınırı yaklaşık 36 bin liraya yükselirken, yoksulluk sınırı 106 bin 826 liraya ulaştı. Mevcut tablo, asgari ücretin temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını bir kez daha ortaya koydu. Türk Havadis’e konuşan Ekonomist Onur Çanakçı, artışın arkasındaki en önemli nedenlerden birinin bozulan fiyatlama davranışları olduğunu belirtti. Çanakçı’ya göre, vatandaş ve üretici artık resmi enflasyon yerine kendi hissettiği enflasyona göre hareket ediyor. Bu durum, mal ve hizmet fiyatlarının daha hızlı artmasına yol açıyor. Ücret artışlarının ise aynı hızda gerçekleşmemesi, geçim dengesini daha da bozuyor.
“Yoksulluk lüks haline geldi”
Ekonomist Onur Çanakçı, özellikle yılın geri kalanında mevcut şartlarla geçinmenin zorlaşacağını vurgulayarak, “Haziran-Temmuz döneminde asgari ücret ve emekli aylıklarına enflasyon farkı verilmesi kaçınılmaz görünüyor” dedi.
Orta sınıfın giderek yoksulluk sınırına yaklaşmasının da önemli bir toplumsal risk oluşturduğunu ifade eden Çanakçı, “Bugün yüksek gibi görülen maaşlar bile aslında yoksulluk sınırına denk geliyor. Yoksulluğun lüks haline geldiği bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Çözüm hane halkı merkezli model
Mevcut ekonomi politikalarını da eleştiren Çanakçı, uygulanan yaklaşımın bir ekonomi politikasından çok finans politikası olduğunu savundu. Çanakçı, politikaların daha çok sermaye sahiplerinin kazançlarını artırmaya odaklandığını, hane halkının ise yeterince gözetilmediğini dile getirdi.
Çözüm için doğru teşhisin önemine de dikkat çeken Çanakçı, başta Merkez Bankası olmak üzere ekonomik verilerin doğru analiz edilmesi gerektiğini belirterek, “Hane halkını merkeze alan kapsamlı bir ekonomi programına ihtiyaç var” dedi.




